Graz’da Gezilecek Noktalar Nelerdir?

Mur Nehri’nin kıyılarına kurulmuş olan ve yüzyıllardan beridir önemli bir turistik bölge konumunda yer aan Graz, Avusturya’nın ikinci en büyük şehridir ve şehir içerisinde pek çok tarihi, kültürel doğal yapı ve oluşum yer almaktadır. Her şehirde olduğu gibi Graz’da da eski kent bölgesi yer almaktadır ve burada bulunan sayısız Barok tarzı mimari yapı, kentin en çok ziyaretçi çeken yerleri arasındadır.

Merkezden de görebileceğiniz bir yüksekliğe sahip ve adeta Graz’ı kucaklarcasına bir heybete sahip olan Schlossberg Dağı, kente otantik bir hava katmaktadır. Kentteki ilk yerleşim, yapılan arkeolojik kazıların sonucuna bakılarak elde edilen verilere göre MS 800’lü yıllara kadar dayanmaktadır. Kasabadaki ilk topluluğun izi ise 1128 yılını işaret ederken kent, Habsburg hanedanlığının eline geçtikten sonra önemli bir ticaret merkezi haline gelmiştir.

Günümüzde ayakta duran binaların çoğu, İtalyan mimari tarzını yansıtmaktadır ve özellikle Schloss Eggenberg diye adlandırılan Eggenberg bu tarzın en büyük örneğidir. Bu kadar fazla sayıda tarihi ve kültürel binanın ve yapının yer aldığı bir şehir olarak Graz, 1999 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

Kentin diğer bir önemli yanı ise, dünyaca ünlü bir aktör olan Arnold Schwarzenegger’in doğduğu yer olmasıdır. 2003 yılında, tıpkı İstanbul’un 2010’da layık görüldüğü gibi, Avrupa Kültür Başkenti seçilmiş olan Graz, 2009 yılında ise Dizayn Şehri olmaya hak kazanmıştır. Bu büyüleyici kenti derinden hissetmek ve gezilecek yerlerini öğrenmek için rehberimizi okumaya devam edebilirsiniz.

Gezilecek Yerler

Eski Kent Bölgesi

Michael Dawes

Eski binalarla kaplanmış bir bölge ve UNESCO tarafından koruma altına alınmış bir tarih eser topluluğu barındıran Eski Kent, mimari yapıları görmenin en iyi yolunun yürümek olduğunu tavsiye edeceğimiz, otantik  bir yerdir. Mur Nehri’nin sol kıyısındaki Hauptplatz, diğer adıyla Ana Meydan, ortasında bulunan ve oldukça büyük öneme sahip olan bir heykel ile, bölgenin en ünlü ve kalabalık noktasıdır.

Meydanın ortasında yer alan heykel ise, bölgeye ticareti ve sanayiyi getirmek için büyük uğraşlar vermiş ve nihayetinde bunu başarmış kişi olan Arşidük Johann’a aittir. Ayrıca, 17. yüzyılda Stucco tarzına dayalı olarak inşa edilmiş Haus am Luegg ve 1893’te inşası tamamlanmış olan Belediye Binası (Rathaus), bölgede yer alan diğer dikkat çekici yapılar arasındadır. 1643 yılından günümüze kadar ulaşabilmiş bir yapı olan ve batı kulesi, nervürlü ana binası ve Gotik tarzı ile inşa edilmiş olan tonozlu tavanı ile Gotik Fransisken Kilisesi de görülmeye değerdir.

Aziz Anthony Kilisesi ise, 1720 yılında yapılmış olan ve ana binasının Barok tarzında inşa edildiği bir diğer önemli dini mekandır. Görmenizi tavsiye ettiğimiz ve oldukça popüler yapılar olan Graz Belediye Müzesi, eczacılığın tarihine ışık tutan eserlerin yer aldığı Mohren Apotheke’in Theriak Müzesi ve 1880 doğumlu, ünlü Avusturyalı besteciye ithafen adlandırılmış Robert Stolz Müzesi de oldukça dikkat çekici ziyaret noktalarıdır. Son olarak ise, Painted House olarak bilinen ve içerisindeki freskoların 1742 yılından kalma olduğu Gemaltes Haus’u ve Herrengase bölgesindeki eski konak yapılarını gezmeyi unutmayınız.

İmparator I. Ferdinand Türbesi

alfred lex

İtalyan mahkeme mimari ve ressamı bir kişiye, 1614 yılında İmparator I. Ferdinand’ın emri ile yaptırılan ve kesinlikle görülmeye değer bir kubbesi bulunan türbe, Avusturya’da 17. yüzyıla damgasını vurmuş yapılarının başında gelmektedir. Türbe, girişine ücret ödemediğiniz ve kendisi kadar önemli bir ziyaret noktası olan Aziz Catherine Kilisesi’ne oldukça yakın bir konumda yer alır.

Yapının iç kısmında yer alan duvar resimleri, imparatorun annesi Maria Bavyera için yapılmış bir mermer lahitin çevresini kaplamaktadır ve parlak renkleri ile ilgi çekici özellikler taşımaktadır. Graz’ı ziyaretinde, geçmişte kaybolmak ve muazzam eseri anıları arasına eklemek isteyen herkese, bu cazibe merkezini ziyaret etmesini tavsiye ederiz.

Schlossberg ve Saat Kulesi

Amir Nurgaliyev

Eski Kent bölgesinin yukarısında bulunan ve füniküler demiryoluyla 3 dk’da veya yürüyerek 20 dk içerisinde ulaşılabilen, yaklaşık 470 metrelik yüksekliği ile tüm şehrin panoramik manzaralarını görebileceğiniz Schlossberg Tepesi, aynı zamanda Graz’ın en popüler turistik yapılarından biri olan ve 1561 yılında inşa edilen 28 metre boyundaki Saat Kulesi’ne (Uhrturm) de ev sahipliği yapan ziyaret noktasıdır.

Saat Kulesi’nin ilgi çeken yönleri arasında, 1809 Viyana Antlaşması’ndan hemen sonra sökülen tahkimat duvarlarının kalıntıları, 94 metre derinliğe sahip olan ve Türk Kuyusu olarak bilinen Türkenbrunnen ve 35 metre uzunluğundaki bir kule üzerine oturtulmuş, yaklaşık 8 ton ağırlığındaki devasa çan (Liesl olarak bilinir) yer almaktadır.

1561’de inşa edilmiş olan ve bir zamanlar burada duran ve 1809’da Viyana Antlaşması’ndan sonra sökülmüş olan muazzam tahkimatlardan kalan her şey, 94 metre derinliğindeki Türk Kuyu (Türkenbrunnen) ve 35 metre uzunluğundaki Belfry (Glockenturm), 1588’den itibaren sekiz ton çan ile (sevgiyle Liesl olarak bilinir). Ayrıca, dinlenme yeri olarak işletilen bir kafe, Graz’ın tamamen ayaklarınızın altında olduğunu göreceğiniz müthiş manzaralara ev sahipliği yapmaktadır. Çocuklarınız ile gelmiş iseniz, hemen yanıbaşınızda yer alan açıkhava tiyatrosuna uğrayabilir ve onları minyatür demiryolu aktivitesinde eğlendirebilirsiniz.

Eggenberg Sarayı

Wikimedia

Gregoryen takvime göre 1625 yılında Prens Hans Ulrich von Eggenberg’ın emri ile yeniden inşa edilen ve Graz’ın merkezinin hemen dışında yer alan saray, Avusturya’daki mimari yapılar arasında en ihtişamlı olanlardan biridir. Etrafında tavus kuşlarının dolaştığı bahçeleri, geniş ormanlık alanı ve 13. yüzyıldan günümüze kadar gelebilmeyi başarmış ortaçağ kalesi ile Eggenberg Sarayı, günümüzde Avusturya’daki en geniş kapsamlı Roma taş koleksiyonlarından birine ev sahipliği yapan Lapidaryum bölümü ile, oldukça dikkat çekici bir ziyaret alanıdır.

Sarayın içerisinde keşfedebileceğiniz tarihi eserler arasında, Romanesk dönemden kalma Barok tarzı sanat ürünleri ve bu eserlerin sergilendiği Alte Galerie bölümü örnek verilebilir. Madeni para koleksiyonları dahil pek çok farklı konsepte sahip galeriler de, Eggenberg Sarayı’nın içerisindeki ilgi çekici bölümlerdendir.

Styria Cephaneliği – Landeszeughaus

Wikimedia

1644 yılında Graz’ın Herrengasse bölgesinde bulunan ve günümüze kadar barındırmış olduğu askeri cephanelik ile dikkat çeken Styria, 13,200 kadar küçük silahın, binlerce aksesuarın, dünyanın en büyük zırhının ve 4,259 adet tabancanın yer aldığı mükemmel ötesi bir koleksiyona sahiptir. Ayrıca, havan topları, falconetler, topçu mermisi koleksiyonları ve 2000’den fazla kılıcın bulunduğu Styria’da, gözünüze hitap eden pek çok farklı cephanelik ürünü yer almaktadır.

Galeri içerisinde gezerken, tarihte askerlerin hangi tür silahlar ve koruyucu kalkanlar kullandığını ve günümüzdekilerle kıyaslarak nelerin değiştiğini öğrenebilirsiniz. 1510 tanesi Innsbruck’tan getirilmiş olan ve toplanda 3,844 adet bulunan at zırhları da, devasa koleksiyonlardan sadece birini oluşturmaktadır.

Galerinin iç dizaynı, ziyaretçilerin eski günleri tekrar yaşayabilmeleri adına gereksiz açıklama yazıları, işaretler veya pankart yazıları kullanılmadan, sade bir şekilde tasarlanmıştır. İçeriye girmeden önce İngilizce dilinde ücretsiz bir rehber edinebilir veya sergilerde yer alan küçük açıklamaları kulağınıza okuyacak, oldukça ucuz olan bir kılavuz satın alabilirsiniz.

Glockenspiel

Libby

Yapım amacı, bir bira fabrikasının reklamı ancak, günümüzde Graz’daki en dikkat çekici yerlerden biri olan Glockenspiel, saatler sabah 11’i, öğleden sonra 15 ve 18’i gösterdiğinde başlayan 3 gösterinin gerçekleştiği yapıdır. Vakit bu saatleri gösterdiğinde bir vapur içerisinde yer alan ve dans etmeye başlayan bir çift görülmektedir. 24 farklı müzik eşliğinde dans eden bu çiftin yanı sıra, Noel şarkıları ve Alp halkına ait yöresel ve modern melodiler de duyulmaktadır.

Eğer Graz’ı Noel zamanları olan Aralık ayında ziyaret ediyorsanız, Glockenspiel ve çevresi, görülmeye değer manzaralara ev sahipliği yapmaktadır. Son olarak, Glockenspiel’de dans eden çiftteki kadın figüründe bira yerine havlu tutulmaktadır. Zira, Avusturya’nın geçmiş yıllarında kadınların alkol ve türevlerini tüketmesi yasadışı olarak kabul edilmiştir.

Landhaus ve Avlusu

chrisinno

Styria eyaletinde yönetimsel kararların alındığı ve Graz’ın eski kent bölgesindeki Landhaus binası, kentte ziyaret edilmesi gereken en önemli yerlerden biridir ve Rönesans mimarisinin etkilerini kolayca farkedebileceğiniz bir avluya sahiptir. Bina, 1565 yılında inşa edilmiştir ve Avusturya’nın Rönesans yapıları arasında en dikkat çekici olanı olarak kabul edilmektedir. Yapının en çok göze çarpan bölümü, bir çok gezgin tarafından ön avlusu olarak kabul ediliyor.

Ana cephede ise, yuvarlak bir formasyona sahip pencereleri ve sunağı oldukça dikkat çekmektedir. Avlunun her iki yanında yer alan üç katlı pergolalar ve mükemmel ayrıntıları ile görülmeye değer bir Rönesans tarzı çeşmeyi fotoğraflamayı ihmal etmemenizi öneririz.

Günümüzde pek çok tiyatro ve açık hava gösterilerinin yapıldığı avlu bölümü, halen aktif bir alandır. Landhaus’un iç mekanına gelecek olursak, en güzel bölümünün 1746 yılında inşa edilen ve mükemmel sıva tavanı ile göze çarpan Şövalyeler Salonu’dur diyebiliriz. Tuhaf bir göz yanılması oluşturan ve her katında adım atabileceğiniz çift sarmal şeklindeki merdivenleriyle, 15. yüzyılda inşa edilmiş Graz Burg Binası da, Landhaus civarında görebileceğiniz ünlü bir yapıdır.

Graz Sanat Müzesi

Wikipedia

Şehrin kalbinde yer alan, görkemli eski mimari binalar içerisinde sıradışı bir şekilde farkedilen yapı, Graz’ın en ilginç ziyaret alanlarından birisidir. Mimarlarınca Uzaylı Arkadaş diye tanımlanan, 2003 yılında şehri Avrupa Kültür Başkenti seçtirme çalışmaları adına devlet tarafından inşa ettirilen müze, içerisinde sürekli ve düzenli zamanlamalar ile değişen sergiler, 20. yüzyılın ortalarından kalma çağdaş sanat eserleri, bir çok galeri ve dünyanın dört bir yanından gelen ünlü sanatçıların imza günlerine ve eser tanıtımlarına ev sahipliği yapmaktadır. Eğer akşam veya gece vakitlerinde etrafından geçiyorsanız, harika ışıklandırmalara sahip dış cepheyi de görebilirsiniz. Gün içerisinde ingilizce dilinde rehberlere ve sesli anlatımlara katılabilirsiniz.

Murinsel

Wikimedia

Kuntshaus ile aynı yıl içerisinde ve aynı amaçla inşa edilen Murinsel, Mur Nehri’nin ortasında duran ve 47 metre uzunluğa sahip olan bir modern mimari eserdir. Şehrin simgesel yapılarından biri haline gelmiş olan Murinsel, tamamı çelikten oluşan bir yapıya sahiptir.

İnsan yapımı bir ada mahiyetindeki Murinsel, orta bölümünde konserler gerçekleştirilen amfitiyatroya, oturup Mur Nehri manzarasını seyrederek dinlenebileceğiniz bir kafeye ve bir ip labirente ev sahiplği yapmaktadır. İlginç görünümü ve konumu ile Graz’da görülmesi gereken bir ziyaret noktasıdır. Adanın tasarımcısı Amerikan Vito Acconci’dir. Her iki yanında bulunan köprüler ile kıyıya ulaşabileceğiniz Murinsel’in gece manzaraları da oldukça güzeldir.

Aziz Cile Katedrali ve Türbesi

Wikipedia

Günümüzde, ziyaret edilen katedralin yapımı 1438-62 yılları arasında tamamlanmış ancak, orjinal yapının tarihi 1174 yılına kadar uzanmaktadır. Katedral, Geç Gotik mimarisiyle tasarlanmıştır ve her biri farklı tarihsel olaylara ışık turan freskoları ile dikkat çekmektedir.

Freskolarda ise Osmanlılar, Grest, Landplagenbild adı verilen bir fresk ve 1485 yılında büyük bir kıyıma sebep olan çekirge salgını tasvir edilmiştir. İç mekan Barok tarzında inşa edilmiştir ve etkileyici bir görünüme sahiptir. Katedralin nef bölümü, 1477 yılında iki adet sütunla koro bölümünden ayrılmıştır. Koro bölümündeki yüksek sunak ve üst tavandaki Aziz Cile Mucizesi freskosu dikkat çekicidir.

Yapının koridorlarındaki sunaklar ve anıtlar da görülmeye ayrıntılar arasındadır. Ayırca, katedralin hemen dışında yer alan ve 1600’lü yıllarda İmparator 2. Ferdinand için inşa edilen türbe ve Mezarlık Şapeli, dikkat çekici heykelleri ve mükemmel sanat eserleri ile ziyaret edilmesi gereken diğer noktalardır.

Mariatrost Bazilikası

Josef Lex

Bir zamanlar hacıların ve görevlilerin halka mesajlarını okumak için 200’den fazla basamak tırmanarak çıktığı bir tepenin üzerinde yer alan ve Barok mimari tarzında inşa edilen Mariatrost Bazilikası, Graz’ın en ilginç yapılarından biridir. İtalyan tasarımcı Veit Königer tarafından tasarlanan yapının iç dizaynı Barok tarzdadır. Ancak yüksek sunağının olduğu yerdeki Madonna (Hz. Meryem’in siyahi bir tenle tasvir edilen figürü) ise Geç Gotik temellere sahiptir.

Göze çarpan diğer ayrıntılar arasında ise, kakmalı yan sunaklar ve yapıya 1779 yılında eklenmiş olan minber yer alır. Bulunduğu yerin yüksek bir tepe olmasından ötürü, katedrale ulaştığınızda panoramik Graz manzaralarını görebilirsiniz. Ayrıca buraya gelen turistlerin en çok tercih ettiği aktivite, harika gün batımını izlemektir. Tepeye ve bazilikaya ulaşmak için, Graz merkezinde bulunan ve üzerinde Mariatrost tabelaları yer alan Tramvay 1’e binmeniz yeterli olacaktır.

Doğal Tarih Müzesi

N. Lackner

Universalmuseum Joanneum’da, Graz’a ait kültürel kurumların bir parçası olarak kabul edilen ve 1811 yılında Arşidük Johann’ın finansal katkıları ile inşa edilen yapı, kentteki en önemli tarihi eser koleksiyonlarının bulunduğu müzelerden biridir. Jeoloji, botanik, zooloji konuları ile alakalı bir çok eser, sergi ve örneklerin yer aldığı büyük koleksiyonlar, bir kaç kattan oluşan müzenin değerli hazineleridir.

Tarih meraklıları için Buz Devri’nden günümüze kadar gelebilmiş hayvan fosilleri ve eski volkanik dağlardan kalan taş parçaları gibi pek çok nesne, bölge ve çevresi hakkında geniş bilgiler edinebileceğiniz tanıtımlar ve resimler, müzenin büyük bir bölümünü kapsamaktadır.

Belediye Parkı ve Botanik Bahçeleri

Wikimedia

1869 yılına kadar, Graz’ı düşman saldırılarından koruyan ve şehri çevreleyen surların yerine inşa edilmiş olan Belediye Parkı ya da yerel ismi ile Stadtpark, günümüzde Modern Opera Binası’yla kentin ana caddesi arasında kalan doğu bölgede bulunmaktadır.

Parkı bu kadar özel kılan şeyler ise, İmparator Francis Joseph Çeşmesi’ne, bir çok ünlü Avusturyalı bilim adamı, yazar ve politikacı isme ait anıtlara ve sayısız detaylı figürlere ev sahipliği yapmasıdır. Ayrıca, Graz’ın lüks yaşam bölgesi sayılan bir yerinde bulunan ve önemli bir park olarak kabul edilen Botanik Bahçeleri’ni de görmeyi ihmal etmemelisiniz.

Ultra modern bir şekilde tasarlanmış ve dünyanın dört bir köşesinden gelmiş sayısız egzotik bitkiye ve seralara sahip olan yer, ayrıca eğlenceli ahşap köprülere, iskelelere ve daha pek çok renkli aktivite alanı barındırmaktadır. Bu köprü ve iskelelerden geçerek ılıman, Akdeniz, tropikal ve Alp iklimleri olmak üzere, 4 ana iklim türüne ait bölgeleri ve bahçeleri gezebilirsiniz.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here