Linz’de Gezilecek Noktalar Nelerdir?

Viyana ve Graz’dan sonra Avusturya’daki en büyük üçüncü şehir olan Linz, konumu bakımından oldukça nazif bir yerde bulunan ve yıl boyunca binlerce turistin uğradığı bir yerleşim yeridir. Kent, Tuna Nehri’nin her iki yakasına kurulmuştur ve olduka cazip bir şehir yapılanmasına sahiptir. Eğer karayolu ile geliyorsanız, şehre gireceğiniz yol Bohem Ormanı’nın içerisinden geçmektedir ve doğanın Linz için ne kadar büyük bir varlık olduğunu görebilirsiniz.

Şehir, içerisinde yer alan kiliselere, kültürel etkinliklerin yapıldığı binalara, doğal ve yapay park alanlarına ve ünlü müzelere ev sahipliği yapmaktadır. Besteci Wolfgang Mozart başta olmak üzere, roman yazarı Adalbert Stifter, Anton Bruckner gibi pek çok ünlü ve bir zamanların yaratıcı isimlerini de ağırlamıştır. Kente girdiğinizde sizi karşılayan Tuna Nehri boyunca yürüyüş yapmayı, çevredeki kırsal ve turistik alanların tadını çıkarmayı ve tarihi ve kültürel yapıları keşfetmeyi ihmal etmemelisiniz. Şehrin sizlere sunacağı pek çok etkinlik ve festival için, en uygun zamanın yaz ayları olduğunu bilmenizde fayda var.

Gezilecek Yerler

Linz Kalesi Müzesi

Landes Museum

Yüzyıllardan beridir şehrin üzerinde bir hakimiyeti bulunan ve Tuna Nehri’nin muhteşem manzaralarını görebileceğiniz Linz Kalesi, günümüzde ziyarete açık bir müze haline getirilmiştir. Mevcut yapı, 16. yüzyıldan kalmadır ve eskisinin bir yangında tahrip olmasından sonra inşa edilmiştir. Kayıtlara göre ise, Friedrich Kapısı’nda da görülebilen bir kalenin var olduğu ortaya çıkmıştır ve kalıntıların 9. yüzyıla ait olduğu saptanmıştır.

Yaklaşık 1100 yıllık bir geçmişe sahip olan Linz Kalesi, içerisinde yer alan heykel, silah, zırh, resimler ve Roma ile ortaçağdan kalma pek çok tarihi eserin yer aldığı bir müzenin bulunduğu bina halini almıştır. Ayrıca, önemli sanat ve tarih koleksiyonlarının sergilendiği bölümleri de, görülmesi gereken yerler arasındadır. Geçici ve kalıcı bir çok sergiye ev sahipliği yapan güney bölümü ise, teknoloji ve doğa meraklılarına hitap etmektedir. Kalenin dış görünümü, eski heybetini halen korumakta ve şehri ziyarete gelen gezginler için mükemmel fotoğraflar çekme fırsatı sunmaktadır.

Hauptplatz ve Landstrasse

M. Ecker

Linz sahip olduğu tarihi binaların, müzelerin, sanat merkezlerinin ve kültürel alanların çoğunu koruyabilmiş bir şehir olarak otantik bir havaya sahiptir. Bunların çoğunun ortasında, şehir merkezi olarak kabul edilen ‘ana meydan’ Hautplatz, ortasında yer alan tarihi heykeller ile görülmeye değer bir alandır. Çoğu Linzli ve turist buraya gelir ve etrafındaki tarihi alanların ve binaların tadını çıkarmak için bir başlangıç noktası olarak görürler.

Landstrasse ise 1200 metre uzunluğundaki bir ‘ana cadde’dir ve şehir merkezini keşfetmek isteyenler için maceraya başlama yeridir. Caddenin doğu tarafında 1772 yılında inşa edilmiş Ursuline Kilisesi ve 1764 ile 1726 yılları arasında meşekkatli bir yapım süreci geçiren Karmelit Kilisesi yer almaktadır. Hemen yakınlarındaki bir diğer önemli yapı ise, Töton Şövalyeleri’nin isteği üzerine kurulan ve oldukça küçük bir yapısı bulunan Seminer Kilisesi’dir. Hautplatz’a geri dönecek ve ek bilgiler ekleyecek olursak, meydanın şehrin en eski yeri olduğunu ve geçmişte bir pazar alanı olarak kullanıldığını belirtebiliriz.

Günümüzde meydan, etrafının kamusal alan olarak ayrıldığı ve şehrin yönetimi için kullanılan yapıların renöve edilen yer olduğunu söylemek gerekir. Bu yapıların çoğu Barok mimari tarzına uygun olarak inşa edlmiştir. Meydanın doğu tarafına doğru ilerlerseniz, 17. yüzyılda inşa edilen eski Belediye Binası’nı (Rathaus) görürsünüz. Bu yapının hemen karşısında ise, 1724 yılında şehre yayılan ve yüzlerce insanın ölümüne sebep olan bir veba ve kenti ele geçirmek isteyen Osmanlı güçlerine karşı direnenler adına yapılmış ve 20 metre yüksekliğe sahip bir anıt olan Kutsal Teslis Sütunu yer almaktadır.

Teslis, Hristiyan inancında baba, oğul ve kutsal ruh üçlemesine verilen isimdir. Son olarak, mükemmel döşenmiş zemini ve avlusu bulunan ve Belediye Binası’nın karşısında yer alan Feichtinger Haus’u da görmek isteyebilirsiniz.

Aziz Martin Kilisesi

Wikimedia

Avusturya ve Linz’in en eski ve orjinal halini en iyi koruyabilmiş kilisesi olan Aziz Martin, Römer Caddesi’nde yer almaktadır ve oldukça ilginç ve bir o kadar da küçük bir yapıya sahiptir. Carolingian mimari tarzının en eski dönemlerini yansıtan dış cephesi, günümüzde halen görülebilen Roma Dönemi’nden kalma surlar üzerine inşa edilmiştir ve kilisenin yapım tarihi 8. yüzyıla dayanmaktadır.

Gerçekleştireceğiniz ziyaretinizde, gözünüze çarpan detaylar arasında Gotik mimarisinin ilginç örnekleri olarak pencereler, yan duvarda yer alan kapılar ve yalnızca ana hatlarının görülebildiği ve bunun dahi ihtişamı olabildiğince yansıttı 15. yüzyıl freskoları örnek verilebilir. Kilisenin içerisinde yer alan bir çok taş üzerinde, Roma döneminde kazınmış yazılar bulunur. Ayrıca, yine Roma dönemine ait bir fırın ile son kazılar sonucu gün yüzüne çıkarılmış olan kraliyet salonu görülmeye değerdir.

Ars Electronica Merkezi

Wikipedia

1996 yılında, ‘’geleceğin müzesi’’ mottosu ile kurulan ve 2009 yılında Tuna Nehri’nin kıyısında yer alan ve günümüzde var olan mevcut yapıya taşınan Ars Electronica, ultra modern bir yapıdır ve içerisinde pek çok farklı konsepte sahip koleksiyonlar barındırmaktadır.

Linz kentinin dinamik bir medya ve teknoloji merkezi olduğunu sergilemek adına oluşturulmuş olan yapı, uzay araştırmaları, endüstri ve sanat, biyoteknoloji, robotik ile ilgili görüntüler, iklim değişikliği ve kirlilik dahil olmak üzere pek çok konuya değinen ve modern dünyanın nasıl daha yaşanılabilir bir yer haline getirilebileceğine odaklanan çalışmaların yer aldığı sergilere ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca animasyon, interaktif sanat ve web tasarımı, bilgisayar bileşenleri ve dünyaca ünlü Ars Electronica Festivali’ni de yakından görebileceğiniz müze benzeri yer, gün batımının ardından Tuna Nehri boyunca yürüyüş yapabileceğiniz ve çarpıcı nehir kenarı ışıklandırmalarını görebileceğiniz bir lokasyonda bulunmaktadır ve çevresinde farklı konular barındıran pek çok müze yer almaktadır.

Lentos Sanat Müzesi

Wikimedia

2003 yılında Yeni Galeri adlı müzenin bir ardılı olarak hizmete giren, Tuna Nehri kıyısında yer alan ultra modern bina ve müzelerden biri olan Lentos Sanat Müzesi, o zamandan beridir ülkenin sahip olduğu en önemli sanat etkinliklerinin, galerilerin ve sergilerin yer aldığı bir ziyaret noktasıdır.

Müzenin sahip olduğu en önemli özellikler arasında ise, yaklaşık 1500 adet sanat eseri, 19. yüzyıldan kalma örnekler ve ülkenin önde gelen Modernistlerinden Gustav Kimt’e ait başyapıtlar ve Egon Schiele’e ait eserler örnek gösterilebilir. Ayrıca, 1920 ve 1930’ların Avusturya ve Almanya’sındaki Ekspresyonist harekete ait önemli eserler ve savaş sonrası dönemden kalma uluslararası eserler görülmeye değerdir. Diğer yandan fotoğraf, eskiz ve heykellerin yer aldığı sayısız koleksiyonlara göz atabilir ve tarih bilginize yeni ve önemli şeyler dahil edebilirsiniz.

Neuer Dom – Yeni Katedral

Wikimedia

Neo – Gotik sütunlara sahip, üç ayak üzerine oturtulmuş ve Hz. Meryem’in günahsız gebeliğini tasvir eden freskosu ile dikkat çeken Neuer Dom, sarı kumtaşından inşa edilmiştir ve Linz’deki en ihtişamlı yapılardan biri olarak kabul edilmektedir. Başkent Viyana’daki Aziz Stephen Katedrali’nden daha büyük bir yapıya sahip olan Yeni Katedral, 1862 yılında başlayan ve 1924 yılında biten bir yapım sürecinden geçmiştir.

Kölnlü mimar Vinzenz Statz tarafından tasarlanan yapının en dikkat çekici yönleri ise 135 metre yüksekliğindeki kulesi, içerisinde yer alan ve kentin en tanınmış piskoposu Frans Josef Rudigier’e ait olan mezar, 1968 yılında yaptırılmış kilise orgu ve şehrin tarihini tasvir etmek adına dizayn edilmiş bir vitray penceresidir.

Katedralden ayrıldıktan sonra, 1726 yılında eski bir yapının yerine inşa edilen Bishop Sarayı’na uğrayabilirsiniz. Kremsmünster Manastırı’nın bir parçası olan ve günümüzde bir otel görevi gören bina, 1227 yılından günümüze kadar gelebilmiş merdivenleri ve demir geçidi ile dikkat çekmektedir.

Florian Augustinian Manastırı

Wikipedia

MS 304 yılında, Hristiyan olmak için Roma’da devlet memuru statüsüne geçen Aziz Florian’ın mezarının üstüne MS 800’de inşa edilen Aziz Florian Augustinian Manastırı, günümüzde orjinal halde kalan bazı parçalarının yanı sıra, ihtişamlı görünümü ile dikkat çekmektedir. Mevcut yapı 1686 ile 1751 yılları arasında, uzun bir süreçten geçerek inşa edlmiştir ve Barok mimari tarzını yansıtmaktadır.

Manastır, bir zamanlar erkek korosu ile ünlenmiş ve teoloji seminerlerinin düzenlendiği yer olarak belirlenmiştir. Aynı zamanda, günümüzde dahi bu tür etkinliklere izleyici olarak katılabilme imkanı sunan manastır, Virtue ve Atlas’a ait devasa heykeller ile etkileyici bir ana kapıya sahiptir. Sıva dekorayonları, ikiz Barok kuleleri ve içerisinde Anton Bruckner’in naaşı bulunan kript bölümleri de görülmeye değer detaylar arasındadır.

Aziz Florian sanat koleksiyonu, tavan resimleri ve Rokoko mimari tarzına ait muazzam bir galeri ve kütüphanenin yanı sıra, bir zamanlar papa ve imparatorların ziyaret ettiği İmparatorluk Odaları’nı da görebilirsiniz. İçerisinde bir de restorant barındıran manastır, konukevi bölümünde satışa sunulan pek çok tarihi ve ilginç yerel ürüne göz atmanıza fırsat vermektedir.

Botanik Bahçesi

Colin Churcher

Linz, dağ ve doğal manzaraları ile ünlü bir şehirdir. Hal böyle olunca, botanik bahçeler ve doğal yaşam alanlarının bir çoğu da burada yer almaktadır. Avrupa’nın ve Avusturya’nın en muhteşem botanik bahçelerini görmek için, Linz merkezinden yaklaşık 30 dk’lık bir yürüyüş yapabilir ve Freinberg dağının doğu yamaçlarına varabilirsiniz. Burada, içerisinde 10,000’den fazla bitki türünün bulunduğu, çok sayıda çiçeğin yer aldığı ve kaktüs koleksiyonları ve tropikal ürünler dahil olmak üzere bir çok farklı konseptin görülebildiği bir botanik bahçe bulunmaktadır.

Egzotik örneklerin yanı sıra, yıl boyunca var olan konserler ve çiçek gösterileri de dahil çok sayıda etkinliğe ve aktiviteye katılabilirsiniz. Şehirdeki turunuza kısa ve doğal bir mola vermek için en iyi noktalardan biridir ve bol oksijen ve muhteşem manzaraların bulunduğu bir dağın eteklerinde yer almaktadır.

Wilhering Manastırı

Paul Wiesner

12.yüzyıldan günümüze kadar gelebilmiş Sistersiyen Manastırı’nın yer aldığı Wilherin Kasabası’nda bulunan manastır, Tuna Nehri’nin kıyısında ve Linz’e yaklaşık 8 km uzaklıkta bulunmaktadır. Orjinal yapı 1146 yılında inşa edilmiş ancak, çıkan bir yangın sonrasında kullanılamaz hale geldiğinden dolayı 18. yüzyıla gelindiğinde yeniden yaptırılmıştır. Manastıra gitmenin bir çok farklı yolu bulunmaktadır. Ancak bunlar arasında en ilginç ve eğlenceli olanı, küçük bir tekne kiralayarak Tuna Nehri üzerinden varmaktadır.

Manastıra vardığınızda, gözünüze ilk çarpacak detaylar, yapının orjinalinden geriye kalan tek bölümü olduğu düşünülen konukevi ve Fritz Fröclich’e ait bir dizi resim olacaktır diyebiliriz. Aynı zamanda modern sanat galerisi ve iç mekanda yer alan Rokoko mimari tarzındaki ince süslemeler de görülmeye değerdir. Meryem’e Övgü dahil olmak üzere bir çok freskonun yer aldığı tavan ve duvaların yanı sıra, koronun bulunduğu sahne ve papaz mezarlarını da inceleyebilirsiniz.

Çelik Dünyası

FulAnd

Ülkeye ve özellikle Linz şehrine, çelik ve endüstrisi konusunda yenilikler getiren ve tanıtılmasını sağlayan Voestalpine AG şirketi, günümüzde kente gelen turistlerin sıkça ziyaret ettiği ve çeliğin üretim sürecinin gözlemlenebildiği bir ziyaret noktasının öncüsü olmuştur.

Avusturya’nın en geniş sanayi kompleksinin merkezinde yer alan Çelik Dünyası, ziyaretçilere çok sayıda uygulamalı ekran yüksek sıcaklıktaki fırınların fotoğraf veya videosunu çekebileceği bir platform gibi hizmetler sağlamaktadır. Bazılarının çapı 2,5 metreyi bulan 80 adet devasa krom kaplı küreyi de görebilir ve çeliğin bir çok farklı şekle nasıl sokulduğu hakkında bilgi edinebilirsiniz.

Pöstlingberg – Hac Kilisesi

Wikimedia

Şehrin en güzel tepelerinden biri olan ve Urfahr semtinden yukarıya doğru çıktığınızda görebileceğiniz Pöstlingberg, aynı zamanda bir hac kilisesine de ev sahipliği yapmaktadır. 1898 yılında kurulmuş olan ve yaklaşık 5 kilometrelik bir uzunluğa sahip olan Pöstlingbergbahr ise, tepeye ulaşmak için kullanılabilecek en kolay yoldur. Elektrikli bir tramvay mahiyetindeki araç ile her yıl binlerce insan tepeye ulaşmaktadır.

Kilise ise, 1748 yılında inşa edilmiştir ve en önemli özellikleri arasında 18. yüzyıla dayanan tarihi ile muazzam bir oyma ahşap sanatı bölümleri ve bulunduğu konum itibari ile sahip olduğu muhteşem manzaraları örnek verilebilir.

Aziz Ignatius – Linz Eski Katedrali

Josef Lex

İkiz kuleye sahip bir Cizvit kulesi olmasının yanında, genel olarak Linz Eski Katedrali olarak bilinen Aziz İngatius, içerisindeki zengin ve detaylı süslemeler ile popüler olan bir mimari eserdir. Günümüzde Bruckner Organı olarak bilinen ve Avusturyalı ünlü besteci Anton Bruckner’e ait olan katedral orgu, yapının iç mekanında yer alan en önemli unsurdur. 1678 tarihli minberdeki organ ve 1683 tarihinde yapılmış olan yüksek sunağın yanı sıra 1633 yılında, zengin detaylar ile oyularak yapılmış koro sahnesinde bulunan insan ve hayvan tasvirleri de ilgi çekicidir.

Figürler de göze çarpan en ilginç detay ise, cüce şeklini almış oymalardır. Ayrıca, bir zamanlar azınlık bir gruba ait manastırın yerine kurulan ve 1571 yılında inşa edilen Landhaus, Yukarı Avusturya eyaletinin başkenti olan Linz’in bazı resmi işlerinin yapıldığı yerdir. Bina, muhteşem bir mimariye sahiptir ve günümüzde halen konserlerin düzenlendiği büyük bir avlu barındırmaktadır.

Avlunun ortasında yer alan ve en dikkat çekici yeri olan Gezegen Çeşmesi, 1582 yılında inşa edilmiştir ve sekizgen şeklindedir. Ek bir bilgi olarak, ülkenin en önemli astronom ve bilim adamlarından biri olan Johannes Kepler, 1612 – 1626 yılları arasında manastır içerisindeki kolejde dersler vermiştir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here