Kudüs’de Gezilecek Noktalar Nelerdir?

Dinlerin buluşma noktası, gelenek ve göreneklerin günümüze kadar getirildiği, tarihinde pek çok savaşa ve arbedeye sebep olmuş konumu ve günümüzde dahi bir çok soruna neden olan Kudüs, İsrail meclisine göre ülkenin başkenti ancak BM’ye göre ise bu sadece Amerika ve İsrail tarafından kabul edilen bir görüş. Burası, Kutsal Topraklar’ın kalbi, Yahudiler için, İsa’nın çarmıha gerildiği ve tekrar yükseldiği yer olarak Hristiyanlar ve Hz. Muhammed’in Tanrı’yla iletişime geçmek için cennete yükseldiği yer olarak Müslümanlar için kutsal bir yerleşim yeridir.

İnananlar için, Kudüs’ü ziyaret etmek dünyanın en kutsal yerlerinden birine hac yapmaktır. Buradaki dini turistik mekanların sayısı, ilk kez gelen ziyaretçiler için şaşırtıcı olabilir, ancak neyse ki en gözde gezi noktaları ve yapılacak şeyler yoğun olarak Eski Kent bölgesinin şeritleri içinde bulunur.

Şehirde herkese hitap eden pek çok cazibe merkezi bulunuyor ve  burada bir yolculuğun üstesinden gelmenin en iyi yolu, bir kaç önemli noktaya karar vermek ve gezintilerinizi şehrin bölümlerine ayırmaktır. Çok fazla uğraşmaya ve kendinizi yıpratmaya çalışmamalısınız. Kudüs’ün sunduğu her şeyi görmek bir ömür boyu sürecektir. Bu bir abartı değil gerçek sayılmalıdır. Zira ünlü gezginler dahi, Kudüs’ün sahip olduğu tarihi, doğal ve kültürel güzellikleri görmek için şehri bir kaç defadan fazla ziyaret etmeyi tercih ediyorlar.

Gezilecek Yerler

Haram El Şerif – Mescid-i Aksa

Buecherwurm_65

Yeryüzündeki belki de en kutsal tapınaklardan biri olan bu yapı, 3 büyük dinin inanıcıları tarafından da özel sayılan bir yerdir. Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar tarafından oldukça önemli bir yer olarak kabul görmüş bu yapı, İbrahim’in Tanrı’ya, kendi oğlunu kurban olarak vermek istediği yer olarak bilinir ve Hz. Muhammed’in, İslamiyet vaazının ilk yıllarında cennete burada yükseldiğine inanılır. Bu inançlara sahip olanlar için derin bir öneme sahip (ve mülkiyet üzerinde çekişme) bir yerdir.

Eski Şehrin yukarısındaki geniş plaza, Kudüs’ün en ikonik dönüm noktası olan ışıltılı kubbenin etrafında yer alıyor. Altın kubbenin altında, hem Yahudiler hem de Müslümanlar, İbrahim’in oğlunu Tanrı’ya sunduğu ve Müslümanların da Hz. Muhammed’in cennete yolculuğuna başladığına inandıkları yer olduğuna inanmaktadır. Dağın güney tarafı, dünyanın en eski camilerinden biri olduğu söylenen El Aksa Camii’ne ev sahipliği yapıyor.

Ağlama Duvarı ve Yahudi Mahallesi

Wikimedia

Kudüs’te yer alan ve inşa edilen ilk tapınak olarak bilinen yapının istinat duvarı olan ve günümüzde Yahudiler tarafından kutsal bir yer olarak kabul edilen Ağlama Duvarı, bazıları tarafından Batı Duvarı olarak ta adlandırılır ve her yıl binlerce kişi tarafından ziyaret edilir. Çoğunlukla Ağlama Duvarı olarak adlandırılan ve MS 70 yılında tapınakların yıkılması nedeniyle insanların duvarlarına dua ettiği bu yapı, bugün Yahudiliğin en kutsal yeridir ve Osmanlı döneminden bu yana Yahudi halkı için bir hac yeri olmuştur.

Eski Şehrin Yahudi Mahallesi, doğudaki Zion Kapısı’ndan batı duvarına kadar uzanır. Eski Şehir’in bu kısmı 1948’de İsrail-Arap mücadelesinde tahrip edilmiştir ve 1967’den beri kapsamlı bir şekilde yeniden inşaaya tabii tutulmuştur. Tarih hayranları için önemli bir nokta da, arkeologların bulunduğu Batı Duvarı Plaza’nın güney ucundaki Kudüs Arkeoloji Parkı’dır.

Eski Kudüs’ün keşfedilmemiş büyüleyici kalıntıları, herkes tarafından büyük ilgi görmektedir. Sizi şehrin altından farklı bir yere götüren Batı Duvar Tünelleri de kaçırılmamalıdır. Yahudi Mahallesi Sokağı (Rehov HaYehudim) ilçenin ana şeridi olup, bu yolu çevreleyen yan sokaklara girmek, sizleri ilginç bir şekilde pek çok sinagogun bulunduğu bölgeye götürmektedir.

Ermeni Mahallesi

Wikimedia

Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde yer alan ve kalenin güney taraflarında kalan Ermeni Mahallesi, ana caddesinin Ermeni Patriklik Yolu olduğu bir kısımdır ve eski yapıların yer aldığı ve oldukça otantik bir havaya sahiptir. Dar şerit içinde, Eski Şehir’deki diğer bölgelerden daha az ziyaretçi alan St. James Katedrali ve St. Mark Kilisesi bu mahallede yer alır.

Ermeniler yüzyıllar boyunca Kudüs’ün topluluğunun bir parçası olmuştur, ilk olarak 5. yüzyılda şehre gelen millet, büyük bir topluluk haline gelmiş ve kendi bölgelerini oluşturmuşlardır. Ancak büyük göç, daha çok Osmanlı döneminde ve 20. yüzyılın başlarında Türkiye’de Ermeni katliamlarından sonra buraya gelmiş ve kalmıştır. Bu bölge, Eski Şehir’in en sakin köşesidir ve etraftaki insanların garip bakışları sizleri fazla etkilemezse, dolaşmak için oldukça önemli bir yerdir.

Via Dolorosa – Çile Yolu

Wikimedia

Çile Yolu olarak da bilinen Via Dolorosa, Kudüs’ü ziyarete gelen Hristiyanlar için oldukça önemli bir destinasyondur. Yolun tarihi Hz. İsa dönemine kadar dayanmaktadır ve kendisinin yolun sonundaki Calvary’de idam edilmesiyle sonuçlanan bir olay olduğu için Keder adını almıştır.

Yürüyüş, bağımsız olarak kolayca takip edilebilir, ancak bir Cuma günü buradaysanız, İtalyan Franciscan rahipleri tarafından yönetilen bu rota boyunca geçit törenine katılabilirsiniz. Via Dolorosa’nın rotası, bazıları İncil’in hesaplarına ve bazıları geleneğe dayanan on dört istasyon çizgisi ile işaretlenmiştir.

Yürüyüş, Kutsal Düdül Kilisesi’nin 9. istasyonuna ulaşana kadar caddeyi batıdan 8. istasyona kadar takip ederek devam eder ve Via Dolorosa Caddesi’ndeki Eski Şehir bölgesinde yer alan Müslüman Mahallesi’nde başlar. Yol boyunca özellikle ilgi çekici olan, İsa’nın sıkışmış olduğuna inanılan yere inşa edilen Flagellation Şapeli’dir ve 2. istasyonda yer alır.

Kutsal Kabir Kilisesi

Wikimedia

Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği ve defnedildiği yer olduğuna inanılan Kutsal Kabir Kilisesi, Hristiyanlar için adeta bir hac yeri haline gelmiştir. Konstantin Büyükelçisi İmparatoriçe Helena’nın Kutsal Topraklar’da yaptığı bir tur sırasında kilisenin yerini belirlemiş olması, buranın kıymetini daha da artırmıştır. Bizans dünyasına, bu yerin müjdeleyen kişinin Calvary (ya da Golgotha) olduğu iddia edilmiştir.

MS 335 yılında inşa edilen orjinal kilise, 1009 yılında tahribata uğrayıp yıkılmıştır ve ardından yeniden inşa edilerek (11. yy) günümüzdeki son halini almıştır. Kiliseyi, dünyanın farklı yerlerinden gelen Hristiyanlar haç görevlerini yerine getirmek için kullanmaktadır ve kilisenin iç mimarisi, dinsel bakımdan oldukça güzel örnek tasarımlar içermektedir. Son 5 haç istasyonunu kapsayan Kutsal Kabir Kilisesi, aynı zamanda Via Dolorosa hacının bittiği noktadır. İçerisinde yer alan çeşitli kutsal kalıntıların yanı sıra, bölmeleri farklı Hristiyan mezhepleri için büyük önem taşır.

Davut Kulesi ve Surları

Wikimedia

Kral Herod, MÖ 24 yılında kendisi için inşa ettirdiği sarayı korumak adına bir kule ve etrafına sur yaptırmıştır. Günümüzdeki kulenin tek bir yapısı bulunurken, orjinal olanının aslında 3 tane ana kulesi bulunmaktadır. Aynı adı taşıyan bu kulenin, orjinali ile herhangi bir bağlantısı yoktur. Orijinal kalenin kuleleri, kardeşi Phasael, eşi Mariamne ve arkadaşı Hippicus’un adını taşıyan üç farklı yapıdan oluşmaktadır.

Titus’un MS 70 yılında şehri fethetmesinden sonra Romalılar burada bir garnizon kurdular, ancak daha sonra kaleyi görünce, geri dönmek için elinden geleni yaptırlar. Kudüs’teki saltanat yılları boyunca Haçlılar, Mısırlı Memlükler ve Türkler tarafından yeniden inşa edilmiştir. Gördüğünüz bina, 14. yüzyılda orijinal Phasael Kulesi’nin temelleri üzerine inşa edilmiştir. İçinde Kudüs’ün hikayesini taşıyan David Müzesi Kulesi de görülmeye değerdir. Burada iken, Eski Kent’in en iyi manzaralarından biri için çatıya tırmanabilir ve akşam saatlerinde başlayan ışık ve ses gösterilerini izleyebilirsiniz.

Hristiyan Mahallesi

Wikipedia

Hz. İsa’nın defnedildiği yer olarak kabul edilen Kutsal Kabir Kilisesi’nin etrafını kapsayan ve Jaffa Kapısı’ndan çıkıldığında kuzeye doğru devam eden bölge, Eski Kent bölgesinin Hristiyan Mahallesi olarak bilinir. Bu karışık bölge içinde Eski Kent en popüler turistik hatıra pazarları ve iyi keşfedilmeye değer kiliseler gibi pek çok mekana sahiptir.

Protestan Mesih Kilisesi (Ömer ibn el-Hattab Meydanı), ilginç belge sergileri ve yorgun Eski Şehir gezinizde dinlenebileceğiniz iyi bir kafeye ve ilginç bir müzeye sahiptir. Kutsal Kabir’in avlusundaki kilisenin köşesinde yer alan Etiyopya Manastırı, Sheba’nın Kudüs’ü ziyaretini resmeden ilginç freskler içeriyor.

Kurtarıcı İsa Lutheran Kilisesi (Muristan Yolu), inanılmaz Eski Şehir manzaraları için çan kulesine çıkabileceğiniz bir yapıdır. Ve Vaftizci Yahya Kilisesi (Hristiyan Mahallesi Caddesi’nde yer alır), Kudüs’ün en eski kilisesi olduğu için görülmeye değerdir.

Müslüman Mahallesi

Wikimedia

Kudüs’ün Eski Kent bölgesinde yer alan çarşılar içerisinde en dikkat çekici olanına sahip ve kalabalık olduğu kadar hareketli de bir yer olan  Müslüman Mahallesi, şehirde görülmeye değer bir alandır. Bu bölge, Şam Kapısı’ndan, Eski Şehrin kuzeydoğu tarafına doğru devam ediyor.

Memlük mimarisinin geride bıraktığı çok sayıda kalıntı, karmakarışık şeritleri boyunca mükemmel manzaralar için çatıya çıkabileceğiniz 14. yüzyıl Han-Sultan (Bab el-Silsila Caddesi) da dahil olmak üzere göz dolduran yapılara sahiptir. Antonia Sokağı’nda gezinirseniz, Haçlılar tarafından inşa edilmiş ve mükemmel bir yapı olan Aziz Anne Kilisesi’ne (Meryem Ana’nın ailesinin evinin üstüne inşa edildiği düşünülen) ve yan taraftaki Bethesda Havuzu’nu da görebilirsiniz.

Zeytin Dağı

Generation Word

Sadece dine inananların değil, şehre gelip de güzel manzaralar görmek için zirvesine çıkanların da büyük ilgisini çeken Zeytin Dağı, günümüzde halen kullanılan ve dünyanın en eski mezarlığına ve bir çok kiliseye ev sahipliği yapmaktadır. Bu kutsal tepenin, Tanrı’nın Kıyamet Günü’nde ölüleri diriltmeye başlayacağı yer olduğuna inanılmaktadır.

Hristiyanlık dinine inananlara göre, İsa’nın çarmıha gerilmesi ve müteakip yeniden dirilişinden sonra İsa’nın göğe yükseldiği yer burasıdır. Dağın tepesindeki Yükseliş Kilisesi, 1910’dan kalmadır ve Kudüs’ün en iyi manzarasına sahiptir. Yamaçtan aşağıya indiğinizde, geleneğe göre İsa’nın öğrencilerine talimat verdiği yer olan Pater Noster Kilisesi’ne geliyorsunuz. Daha da ötesi, İsa’nın Kudüs’e ağladığı ve daha da ilerisi, kubbeli Rus Kilisesi Mary Magdalene’nin olduğu yer olan Dominus Flevit Kilisesi’nin kurulduğu yer kabul ediliyor. Gethsemane Bahçeleri (İsa’nın tutuklandığı yer) ve Tüm Milletler Kilisesi, Meryem Ana Mezarı ise Zeytin Dağı’nın son büyük cazibesidir.

Zion Dağı

Wikipedia

Müslüman ve Yahudi mabedleri, bir çok kilise ve diğer türdeki yapıtın bulunduğu Zion Dağı, Eski Kent bölgesindeki Zion Kapısı’nın güney kısmında yer alan küçük bir tepedir. Bizans Dönemi’nden bu yana Zion, Mesih’in Son Akşam Yemeği’ni kutladığı ve Meryem Ana’nın yaşamının son yıllarını geçirdiği bir yer olarak saygı duyulmuştur. Bazı gelenekler ise Meryem Ana’nın son günlerini Efes’te, Türkiye’de geçirdiğini söyler.

Yahudiler için Zion Dağı’nın önemi, Kral Davut’un mezarının yeri olmaktan kaynaklanıyor. Merdivenden mezarının avlusuna tırmanırsanız, uzun tarihi boyunca hem kilise hem de cami olarak hizmet veren Son Akşam Yemeği odasına gelirsiniz. Yakınlarda bulunan Dormition Kilisesi Meryem’in öldüğü sanıldığı yerdir ve doğuda Peter’in İsa’yı inkar ettiği söylenen Gallicantu Aziz Petrus Kilisesi yer alır.

Eski Kent Duvarları

Wikimedia

Osmanlı Dönemi’nde yapılan ve Eski Kenti büsbütün çevreleyen tahkimat duvarları, kavşak noktalarında bulunan tam tamına 9 adet muhteşem kapıya sahiptir ve bu kapılar Eski Kent’in merkezine kadar uzanmaktadır. Şam Kapısı en ünlülerden biridir. Aslanlar Kapısı (bazen Aziz Stephen Kapısı olarak adlandırılır) surların dışındaki Zeytin Dağı’na doğru yol alır.

Jaffa Kapısı, Hıristiyan Mahallesi’nin ana geçiş yolu iken, Zion Kapısı, Yahudi Mahallesi’nin ana girişidir. Sur duvarlarını yürümek, Eski Şehir’i deneyimlemek için harika bir yoldur. Yürünebilecek iki bölüm vardır. Jaffa Kapısı’ndan kuzeyde Aslan Kapısı’na, ya da Dung Kapısı’na giden Jaffa Kapısı’na doğru patikalar bulunmaktadır.

Doğu Kudüs

Wikimedia

Doğu Kudüs bölgesi, şehrin belki de en ihtişamlı ve gizemli yerlerinden biridir. Şam Kapısı’ndan çıktıktan sonra varabileceğiniz Doğu Kudüs, Arap Mahallesi’nin bulunduğu yerdir ve Şam Kapısı’nın doğusuna doğru ilerlediğinizde ise bir zamanların en ürkütücü mağara sisteminin yer aldığı ve Sultan Süleyman zamanındaki insanların taş ocağı olarak kullandığı bölgeyi görürsünüz.

Eski bir inanışa göre, Kudüs şehrinde inşa edilmiş olan ilk tapınak için taşlar bu ocaktan çıkarılmıştır. Yahuda’nın en son yöneticisi ve kralı olarak bilinen Zedekiah, MÖ. 587 yılında buradaki mağarada, Babil kuvvetlerinden kaçarken saklanmıştır. Bu inanış, Yahudi geleneklerindeki söylentilere göre ortaya atılmıştır. Mağaranın biraz ilerisinde, doğuya doğru gittiğinizde (Sultan Süleyman Sokağı) Rockfeller Arkeoloji Müzesi’ni ve içerisinde yer alan ve Taş Devri’nden 1800’lere kadar pek çok eserin gösterildiği sergileri görebilirsiniz.

Müze içerisinde gözünüze ilk çarpacak olan değerli unsurun Carmel Dağı’nda bulunan ve arkeolojik bir nesne olarak oldukça büyük önem taşıyan iskelet olduğunu söyleyebiliriz. Güney Galerisi’nde, M.Ö. 6. yüzyılda ortaya çıkan Lichtish harfleri ve Kuzey Galeris’nde ise süslü oymaları ile El Aksa Camii’ne ait kirişler yer alıyor. Nablus Yolu’ndan aşağı inerseniz, Roma veya Bizans döneminden kalma Bahçe Mezarı’na geleceksiniz.

1882’de General Gordon tarafından Mesih’in mezarı olarak tespit edilmiş ve bazı Protestan Hristiyanlar hala bunun Mesih’in gömüldüğü ve tekrar yükseldiği gerçek yer olduğuna inanmaktadır. Nablus Yolu boyunca kuzeye doğru giden ve ilk Hıristiyan şehit olan, ölüme mahkum edildiği sanılan Fransız Dominik Manastırı’nı görmek için Aziz George Caddesi’ne doğru ilerleyebilir ve Mandelbaum Kapısı’nın bulunduğu yere gelebilirsiniz. Bu kapı 1948 ile 1967 arasında, İsrail ile Ürdün’ün Kudüs bölgeleri arasındaki tek geçiş noktası olarka kullanılmıştır. Alan bir plak ile işaretlenmiştir. Aynı zamanda Aziz George Caddesi’nde, insan hakları ve çatışmalarıyla ilgili sosyal yorumlarla uğraşan eserler sergileyen bir tür çağdaş sanat müzesi olan Seam Müzesi de dikkat çeken yapılar arasındadır.

Merkez Şehir Bölgeleri

Wikimedia

Şehrin kuzeybatı yönünde bulunan Bar Kochba ve diğer biri olan Zion Meydanı’na ulaşmak için, Eski Kent bölgesindeki Jaffa Kapısı’ndan geçmeniz gereklidir. Bu yol sizleri ayrıca modern şehir merkezine de götürecektir. Bar Kochba Meydanı’ndan kuzeydoğuda, yeşil kubbeli Rus Ortodoks Katedrali yer alır ve bu bölge, 19. yüzyılın sonlarında Rus hacıları için büyük bir duvarlı kompleks olarak genişletilmiş bir alana sahiptir.

Kompleksin kuzeydoğu tarafında Rus konsolosluğu ve kadınlar için darülaceze, güneybatıda bir hastane, misyon evi ve katedralin ötesindeki erkekler için büyük bir bakımevi, bu alanda yer almıştır. Binalar şimdi çeşitli devlet kurumları tarafından kullanılmaktadır. Kuzeyden Etiyopya Kilisesi’ni bulacağınız Etiyopya Sokağı’na ulaşabilirsiniz.

Kapıların üstündeki aslan kabartmaları, kökenini Sheba Kraliçesi’nden almaktadır ve Abişin hanedanlığı tarafından taşınan Yahuda Aslanı’nın tarzına olan benzerliği ile dikkat çeker. Etiyopya Caddesi’nin kuzeyi, ultra ortodoks Yahudiler topluluğuna ev sahipliği yapan Mea Shearim bölgesidir. Bu bölgeyi keşfetmek istiyorsanız, mütevazı bir elbisenin (kol ve bacakları kapsayan) zorunlu olduğunu ve sakinlerin fotoğraflarının çekilmesine izin verilmediğini unutmanızı tavsiye ederiz.

Mea Shearim halkı hala eski Doğu Avrupa giysilerini giyiyor ve çoğunlukla Yidiş dili konuşuyor. Bazı aşırı gruplar, İsrail devletini tanımayı reddediyorlar, çünkü Mesih tarafından kurulmadığını varsayıp kendilerini Yahudi devleti içinde gerçek bir ortodoksluk toplumu ve getto gibi görüyorlar. Jaffa Yolu’ndan güneye doğru ilerlediğinizde Kudüs’ün tarihine ışık tutan İtalyan Yahudi Sanatı ve Sinagog Müzesi’ni görebilirsiniz. Yahudilik ile ilgili geniş bilgiler edinebileceğiniz bu müzeden hemen sonra, Jaffa Yolu üzerindeki Zion Meydanı’ndan batıya doğru gittiğinizde, Jerusalem’in yemek ve alışveriş için ana bölgesi olan trafiğe kapalı Ben Yehuda Caddesi’ne varabilirsiniz.

İsrail Müzesi

imj.org.il

Arkeolojik eserler ve sanat ürünlerinin yer aldığı İsrail Müzesi, 1965 yılında açılmıştır ve her daim pek çok sergiye ve arkeolojik buluntulara ev sahipliği yapmaktadır. Kitap binasının tapınağı, İsrail’in Ölü Deniz buluntularının bir kısmını (1940’larda Ölü Deniz bölgesinde ortaya çıkarılan kayaların geri kalanı, Ürdün’ün Amire’deki Citadel Hill müzesinde sergilenmektedir) göstermektedir.

Kompleksin ana binasında yer alan Yahudilik bölümü, çeşitli ülkelerde Yahudi sanatının ve Yahudi hayatının etnografik gösterilerinin etkileyici bir görüntüsüne sahiptir. Arkeolojik bölümü ise, yerleşimin ilk günlerinden Romalılara kadar büyüleyici sergiler içeriyor. Sanat bölümü de İsrailli ressamların yanı sıra Gauguin, Renoir ve Van Gogh’un eserleri ile iyi bir eser koleksiyonuna sahiptir.

Kidron Vadisi

Wikipedia

Kudüs’ün en eski bölgelerinden biri olan Kidron Vadisi, Zion ve Zeytin dağları arasında kalmaktadır. Yahudiler ve Müslümanlar için bu vadi, Son Yargı’nın burada yapılacağı yerdir. Tapınak Dağı’nın siperlerinden, Vadi Dağı’na kadar uzanan bir halat, koruyucu meleği tarafından desteklenirken hakemler de buradan geçecektir. Günahkarlar lanetlenecekler ve aşağı düşeceklerdir. Buradaki arkeolojik kazılar, 4.000 yıldan daha eski tarihlere dayanan bir yerleşimi ortaya çıkarmıştır. Arkeolojik alan David şehri olarak biliniyor ve arkeologlar hala burada çalışıyor.

G Bölgesi, MÖ 10. yüzyıldan kalma bölgenin en eski kısmıdır. Buradan Warren’s Shaft ve Hezekiah’ın Tüneli olarak bilinen tünellere doğru yürüyüp Siloam ve Shiloach Pool havuzuna doğru ilerleyebilirsiniz, ki burada bazı insanlar İsa’nın kör bir adamı iyileştirdiğine inanmaktadır.

Haç Manastırı

Wikipedia

Hz. İsa’nın yaşadığı bölge olarak kabul edilen bir alanda inşa edilen Haç Manastırı, etrafında yer alan devasa kaleler ile birlikte oldukça büyük önem taşıyan ve Kudüs ziyaretinizde mutlaka uğramanızı tavsiye ettiğimiz bir yapıdır. Çevresine dikildiği söylenen ağaçların da Mesih’in haç için odun sağlamaya çalışırken getirdikleri olduğuna inanılmaktadır.

Yunan Ortodoks geleneğinde, burada ilk önce İmparatoriçe Helena tarafından bir kilise kurulmuştur. Gürcü rahipler, Kudüs’ün Rum Ortodoks topluluğunun eline geçtiği 18. yüzyıla kadar kiliseyi kontrol etmiştir. Birkaç yıl öncesine kadar, manastır Kudüs’ün batısına uzanmaktayken, günümüzde şehrin genişlemesinden dolayı içerisinde kalmıştır.

Yad Vashem (Anma Tepesi)

NIR SLAKMAN

Yad Vashem, İsrail devletinin en önde gelen Holocaust (soykırım) anıtlarından biridir ve ana binasında yer alan Anma Salonu ile dikkat çekmektedir. Nazi döneminde ölen Yahudiler’in isimleri Anma Salonu’nun zeminine yazılmıştır ve onları daima anmak adına sürekli yanan bir ateş yakılmıştır.

Ana salonun açılışı, kurbanların isimlerini içeren bir oda, bir fotoğraf sergisi, son derece hareketli bir çocuk anıtı ve toplama kamplarından gelen mahkumlar tarafından yapılan eserleri barındıran bir müze yer almaktadır. Geniş çevre alanları, çok sayıda heykel ve anıt eser bulundurmaktadır.

 

İlginizi Çekebilecek Yazılar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here