Budapeşte’de Gezilecek Noktalar Nelerdir?

Bir çok otoriteye göre ‘’Doğu’nun Paris’i’’ olarak anılan, Avrupa’nın doğusundaki kültürel açıdan en önemli metropol şehirlerden biri olan ve Macaristan’ın en büyük kenti ve başkenti konumundaki Budapeşte, aynı zamanda UNESCO tarafından korunmaya alınmış bir çok Dünya Mirası Alanı’na ev sahipliği yapmaktadır.

Taş Devri’nden beri insanlar burada yaşamış ve bu güzel şehir 1872’ye kadar birbirinden bağımsız şehirler olan Eski Buda (Óbuda), Buda ve Pest’in yönetim, ticaret ve sanayi merkezi haline gelmesiyle resmen biraraya gelmiştir.

Tuna Nehri’nin en güzel manzaralarının yanı sıra Budapeşte, bir kısmı prehistoryen özellik taşıyan ve sağlık amaçlı kullanılan termal kaplıcalara ev sahipliği yapmaktadır.

Budapeşte’nin güzelliği sadece doğal güzelliklerden oluşmamaktadır. Şehirde yaşamış toplumlar da buranın günümüzdeki halini almasında önemli rol oynamıştır. Mimari olarak eklektik eserler, art nouveau binaları, barok ve neoklasik tarzda yapılar barındıran şehir, bu yönüyle herkesi memnun edecek özelliklere sahiptir. Günümüzde görülen bir çok mimari eser, 19. yüzyılda yani şehrin altın çağında inşa edilmiştir.

Gezilecek Yerler

Budin Kalesi ve Kale Tepesi

Patryk Antkiewicz

Kentin en değerli ortaçağ anıtlarının ve günümüzde müze haline gelmiş eski yapılarının bulunduğu Kale Tepesi, Tuna Nehri kenarında, harika bir konumda yer almaktadır. Bu etkileyici yapılardan en göz alıcı olanı, Moğol ve Tartar saldırılarından kaleyi korumak için inşa edilen 13. yüzyıldan kalma bir kalenin yerini alan Buda ya da Budin Kalesi’dir.

18. yüzyılda inşa edilmiştir ve 200 kadar odası bulunmaktadır. II. Dünya Savaşı’nda ağır hasar görmüş olsa da, dış cephenin çoğu restore edilmiş ve ana kanattaki Macar Ulusal Galerisi de dahil olmak üzere iç müzelerin bölümleri yenilenmiştir.

Güney kanadında, Budapeşte Tarih Müzesi yer alır ve toplam dört katlıdır. Tuna’ya bakan kalenin önünde, şehri Osmanlı saldırılarından koruyan Savoy Prensi Eugene’nin bronz bir atlı heykeli bulunuyor. Kale Tepesi, orta çağ dönemini ve Romanesk, Gotik ve Barok mimarisini keşfetmeye değer unsurlar barındırmaktadır. Tüm bu tarihi kompleks, UNESCO Dünya Mirası listesindedir.

Şehrin çoğu gibi, Buda Kalesi geceleri olağanüstü aydınlatılıyor ve kale avluları 24 saat açık kalıyor. Zincirli Köprü’nün Buda ucundan kalkan restore edilmiş tarihi Kale Füniküler Demiryolu üzerinde kaleye ulaşabilirsiniz.

Margaret Adası

Wikimedia

2.4 km uzunluğa ve 503 metre genişliğe sahip olan Margaret Adası (Margitsziget), bir çok Macar için mükemmel bir reküpratif merkez ve ana rekreasyon alanı olarak görülmektedir. Bir çok tarihi yapıdan geriye kalan kalıntılar, şifalı termal su kaynaklarının bulunduğu havuz alanları ve bakımlı bahçeleri ile görülmeye değerdir. Yürüyüş yapabileceğiniz patikaların yanı sıra, 15 dönümlük bir alanı kapsayan bir spa kompleksi olan Palatinus Hamamı, adanın en çok ilgi çeken yerlerinden biridir. Aynı zanda 20 bin kişinin kullanabildiği devasa ve çeşitli havuzları bulunmaktadır.

Çeşitli yüzme, çocuk havuzu ve tıbbı amaçlı banyolar olmak üzere bölümlere ayrılan havuzların yanı sıra eğlenceli zamanlar geçirebileceğiniz bir ek bölüm de kullanılabilir durumdadır. Adada göze çarpan diğer ziyaret noktaları arasında Birlik Anıtı, çiçek şeklinde tasarlanmış metal Istvan Kiss heykeli, Kral 4. Margaret’in kızı Prens Margaret’in bir zamanlar ikamet ettiği Dominik manastırı kalıntıları, devasa bir açık hava tiyatrosu ve 1911 yılında inşa edilen 51 metre uzunluğundaki muazzam bir gözlem evi mahiyetindeki su kulesi yer almaktadır.

Parlamento Binası ve Kraliyet Mücevherleri

Andrey Sulitskiy

Ülkenin mimari açıdan en ilgi çekici yerlerinin adeta bir buluşma noktası olan ve Etnografya Müzesi, Tarım Bakanlığı gibi önemli yapıların yakınında bulunan Parlamento Binası, Budapeşte’nin gözbebeği gibidir. Arnavut kaldırımları ile döşenmiş yollardan geçerek ulaşacağınız bina, dünyanın en büyük 3. parlamento binasıl olarak kayıtlara geçmiştir. Neo-Gotik tarzda inşa edilmiştir ve o zamanki Macaristan Krallığı’nın 1000. yılını kutlamak adına 1886 yılında resmen açılmıştır. Toplam uzunlukları 19 km’yi bulan merdiven ve koridorları ve 691 odası ile devasa bir yapıya sahiptir.

Ana giriş holünde çeşitli lobiler ve Macaristan tarihinde adı geçen bir çok kraliyet görevlisinin taç mücevherleri bulunmaktadır. Günümüzde Macaristan’ın ve Budapeşte’nin yönetim merkezidir. Binayı gezmek için, yaklaşık 45 dk süren rehberli turlara katılabilme seçenekleri yer almaktadır.

Gellért Tepesi

Gyula Kiss

Panoramik Tuna Nehri ve Budapeşte manzaralarını görme fırsatı sunan ve en çarpıcı gezi noktalarından biri de Gellert Tepesi’dir. Dolomitten oluşan tepe, 235 metrelik bir yüksekliğe sahiptir ancak bu yükseklik şehrin muhteşem manzaralarını görmek için yeterlidir.

Tepede bulunan ve 13. yüzyıldan beridir ünlü bir şifa kaynağı olarak kabul edilen termal su kaynakları, ziyaretçilerin ilgi odağıdır. Gallert Spa tesislerin bulunduğu yerdir ve Osmanlı döneminde inşa edilen bir çok tarihi bina Rudas Hamamlarını oluşturmaktadır. Bu hamamlar, 16. yüzyıldan kalma ve dünyadaki sayılı Türk hamamlarının başında gelmektedir.

Venedik’te doğan ve günümüz Budapaşte’si sınırları içerisinde hayatını kaybeden Gerard of Csanad’a ait bir anıt 1046 yılında tepe üzerine inşa edilmiştir. Harika manzaraların görülebildiği bir otelin yanı sıra, 1851 yılında Avusturyalılar tarafınca inşa edilen bir kale yer alan tepede, 1947 yılında yapılan ve 2. Dünya Savaşı sırasında ölen Soyvet askerlerin anısına yapılan Kurtuluş Anıtı da görülmeye değer varlıklardan biridir.

Jubilee Park, Ekim Devrimi’nin (SSCB’nin kuruluşunun ilk adımı) 40. yılında kuruluna ve bir çok yürüyüş yoluna, çiçek bahçelerine ve heykellere ev sahipliği yapan bir diğer ziyaret noktasıdır.

Aziz Stephen Bazilikası

Wikimedia

Kubbesinden görülebilen panoramik manzaralar, iç mekanında yer alan detaylı çalışmalar ve etkileyici mimari yapısı ile popüler bir ziyaret cazibesi olan Aziz Stephen, Budapeşte’deki en güzel katedrallerden biridir. Macaristan devletinin kurucularından biri olarak kabul edilen ve ülkenin tarihinde önemli krallardan biri olan Aziz Stephen adına yapılan katedralin inşası 1851 yılında başlamış ancak çıkan bir kaç inşa sorunundan dolayı çatısı çökmüştür. Katedral tüm bu sorunların ardından 1905 yılında tamamlanmıştır. Zengin iç mekandaki oldukça değerli duvar mozaikleri, II. Dünya Savaşı sırasında çıkan çatışmalarda düşmüş ancak daha sonrasından başarılı bir şekilde yeninden restore edilmiştir. Çatı ve kuleleri de aynı şekilde hasar gören bölümler arasındadır ve başarılı bir şekilde, orjinaline uygun şekilde onarıldılar.

Kiliseye ulaşıp Budapeşte’nin 360 derecelik panoramik görüntülerini görebilmek için 364 basamak tırmanabilir veya 2 farklı asansör kulllanabilirsiniz Bazilika içerisinde gezinmek için rehberli turlara katılabilir ve hafta içi ve hafta sonlarında düzenlenen konserleri izleyebilirsiniz.

Balıkçı Tabyası

Felipe

Ortaçağda yaşamış olan balıkçıların, loncalarını savunmak adına inşa ettikleri savunma duvarları, günümüzde Budapeşte’nin en çok ziyaret çeken yerlerinden biri haline gelmiştir. Neo-Romanesk tarzını yansıtmakta olan kuleleri, sütunları, avluları ve duvarlar 1895 ve 1902 yılları arasında inşa edilen bölümlerdir.

Budapeşte’nin ve Tuna Nehri’nin harika manzaralarını görebileceğiniz bir konumda yer alan tabya, şehri ziyarete gelen turistler için popüler bir noktadır. Macaristan tarihindeki ilk kral olan Aziz Stephen’in bronz bir heykeli, tabyanın güney avlusunda yer almaktadır. Ayrıca, üssün kenarlarında yer alan kabartmalar, kralın hayatından kesitleri betimleyen özellikler taşımaktadır.

Tuna Mesire Alanı

Ata Gur

Budapeşte’nin şehir merkezindeki yerlerde genişliği 650 metrelere kadar ulaşan Tuna Nehri, kuzeyden güneye doğru akmaktadır. İki yakayı birbirine bağlayan Szechenyi ve Elisabeth köprülerinin ve kıyılarda yer alan muazzam manzaraları yerlerin olduğu bölgeler, keyifli bir şehir gezintisi için harika bir seçim olacaktır. Nehrin ve şehrin en harika mimari yapılarının görülebildiği mesire alanı, kıyı boyunca görebileceğiniz en iyi noktalardan biridir.

2. Dünya Savaşı sırasında Nazi Almanyası tarafından öldürülen Yahudilerin anısına oluşturulan ve kıyıdaki bankların olduğu yerde bulunan 60 çift çelik ayakkabı koleksiyonu oldukça ürperticidir. Macarların, Nazilerden gördüğü acı ve işkencelerin bir hatırlatıcısı olarak bu bu ayakkabılar dışında, Tuna Nehri üzerinde tekne turlarına katılabilir ve Hest banliyösü boyunca kenti ve manzaraları keşfedebilirsiniz.

Matthias Kilisesi – Meryem Ana Kilisesi

Dimitris Kamaras

Kale Tepesi’nde yer alan ve 1269 yılında inşası tamamlanmış olan Matthias Kilisesi, aynı zamanda Meryem Ana olarak da bilinen bir tarihi yapıdır. Güney kapısında bulunan ve 1300’lü yıllarda Hz. Meryem’in ölümünü tasvir eden freskoları dikkat çekicidir.

Kilise, 1541 ve 1699 yılları arasında, Osmanlı hakimiyeti altında iken cami olarak kullanılmış ve daha sonrasında Barok mimari tarzına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Aynı zamanda, Macaristan Kralı I. Charles’in 1309 yılında, İmparator I. Franz Joseph’in ve beraberindeki heyetten Elesabeth’in taç giyme törenlerine ev sahipliği yapmış bir yapıdır. Taç giyme törenlerinin müzikleri Franz Liszt tarafından bestelenen kilise, Pazar akşamlarında katılabileceğiniz ücretsiz org konserlerinin de gerçekleştiği yerdir.

Güzel Sanatlar Müzesi

Dimitris Kamaras

Budapeşte’deki en değerli sanat galerisi olmasının yanı sıra, Avrupa’nın ‘Eski Ustaları’ tarafından oluşturulmuş en değerli eserlerin çarpıcı koleksiyonlarına ev sahipliği yapması ile de oldukça ünlü bir ziyaret alanı olan Güzel Sanatlar Müzesi, içerisinde İtalyan, Flemenk ve İspanyol ressamlara ait sanat tablolarının yer aldığı ve 19. yüzyılda inşa edilen muazzam bir binaya sahip olan bir müzedir.

Müze içerisinde, büyük boyutlu resimlerin yer aldığı uzun salonlar, daha küçük ve minyatür eserler için cam sergiler ve mimari açıdan oldukça ilgi çeken özellikler barındıran Rönesans Salonu gibi bir çok önemli detaydan oluşmaktadır.

1870 yılında içerisine konulan çizimler, resimler ve baskılardan oluşan sergilerin getirilmesi ile kurulmuş olan müze Mısır Sanatı, Eski Heykel Galerisi, Eski Ressam Galerisi, Eski Sanat ve Modern Koleksiyon bölümlerinden oluşmaktadır. 2 yıllık bir tadilat ve yenileme çalışmasına tabii tutulan müze, 2018 Mart ayından beridir ziyarete açık hale getirilmiştir.

Kahramanlar Meydanı ve Milenyum Anıtı

Martin Campbell

Güzel Sanatlar Müzesi’nin de mimari olan Albert Schickendanz’ın bir eseri olan Kahramanlar Meydanı, 36 metre uzunluğunda ve 19. yüzyılın sonlarında inşa edilmiş olan Başmelek Cebrail’in heykeli Milenyum Anıtı’nın bulunduğu yerdir. Magyar Prens Arpad ve altı savaşçılarını temsil eden bronz atlı heykeli de meydanda görülen mimari yapılar arasındadır.

Milenyum Anıtı’nın hemen önünde yer alan ve Meçhul Asker adını taşıyan bir diğer tarihi eser de gözünüze çarpacaktır. Macar kralları ve yöneticilerinin heykelleri, Zala’nın harika bronz heykelleri gibi diğer eserleri de görmenizi tavsiye ederiz.

Nuclear Bunker Müzesi ve Hastane

Peter Eimon

Labirent gibi bir geçitten geçtikten sonra tarih öncesi çağlardan günümüze kadar kullanılmış olan bir mağarada yer alan müze, Kale Tepesi’nin hemen altında bulunmaktadır. Aynı zamanda 2. Dünya Savaşı sırasındaki hava saldırılarından korunmak amacıyla barınak olarak ve yaralıları tedavi etmek için güvenilir bir hastane görevi görmüştür. Soğuk Savaş zamanında ise nükleer kirlenmelere karşı daha farklı şekilde güvence altına alınmıştır.

Tarihi açıdan büyük önem taşıyan yapılar, günümüzde Budapeşte Kuşatması sırasında yaşam savaşı veren hastaların ve görevlilerin de yer aldığı fotoğraf sergilerine ev sahipliği yapmaktadır. Bazı sergilerde ise nükleer silahlar kullanıldığında ortaya çıkan yıkıcı sonuçlar gösterilmektedir.

Üniversite Kilisesi

Wikimedia

Pest tarafında yer alan ve Budapeşte’deki en güzel Barok mimari tarzında inşa edilmiş kiliselerden biri olarak kaul edilen Üniversite Kilisesi, ana caddelerden uzakta, sessiz ve sakin bir konumda bulunmaktadır. 1725 yılında başlayan inşaatı 1542 yılında tamamlanmıştır. Günümüzde sahip olduğu 2 devasa kulesi ise 1771 yılında eklenen bölümlerdendir. Kilisenin iç mimari yapısı kadar dış cephesi de oldukça dikkat çekici özellikler taşımaktadır. Duvarları yapay mermerler ile kaplıdır ve yan şapelleri tep bir parçadan oluşmaktadır.

1776 yılında eklenen Meryem Ana tasviri, koro bölümleri ve Yüksek Altar bölümünde yer alan Aziz Paul ve Aziz Anthony tasvirleri de görülmeye değerdir. Kilisenin kubbesi tonozlu bir yapıdan oluşmaktadır. Yapının hemen yakınlarında yer alan Pauline Manastırı da, ziyaret edilmesi gereken bir diğer önemli mimari eserdir.

Macar Ulusal Müzesi

Wikimedia

Günümüzde bulunduğu 2 avlulu klasik binaya 1847 yılında taşınmış olan ve aslen 1802 yılında kurulan Macar Ulusal Müzesi, bahçesinde ünlü Macar şairi Janos Arany’ninkinin de aralarında yer aldığı sayısız büstlere ve oldukça büyük bir bahçeye sahiptir. Revakının üzeri kapalıdır ve dış görünüm olarak Osmanlı kervansaraylarına benzerlik göstermektedir. Girişinde 8 adet büyük kolon bulunduran yapı, içerisinde ise sergilerden oluşan odalardan oluşmaktadır.

Macaristan’ın Taş Devri’nden Erken Orta Çağlara ve Roma dönemlerine kadar bir çok tarihi eseri görebileceğiniz yerler de bulunur. Macaristan bağımsızlık mücadelesiyle alakalı eserlerin yanı sıra, Osmanlılara ait silah sergileri ve Franz Liszt’a ait ve Beethoven’ın piyanosuna benzer bir müzik aleti de görülebilecek değerli eserler arasındadır.

Budapeşte Şehir Parkı – Városliget

Kolumbijcziken

Budapeşte halkı ve aynı zamanda şehri ziyarete gelenler için oldukça popüler bir gezi alanı olan park, 302 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuştur. 19. yüzyılda oluşturulan parka, daha sonraki dönemlerde bir çok yeni eklenti yapılmış ve günümüzdeki halini almıştır.

Harika doğa manzaraları görme fırsatı sunan bir gölün yanı sıra Sanat Sarayı, Belediye Zooloji ve Botanik Bahçesi gibi yerler de görülmeye değer noktalardır. Ulaşım Müzesi, Szechenyi Şifalı Hamamı, Vajdahunyad Kalesi ve 100 bin kişilik Halk Stadyumu, parkın etrafında yer alan ve Budapeşte’nin en çok ziyaret edilen noktlarındandır.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here