Asvan’da Gezilecek Noktalar Nelerdir?

Yakınlarındaki daha hareketli yerler Luksor veya Kahire gibi şehirlerden gelmiş iseniz, Asvan sahip olduğu sakin ve huzurlu hayatıyla seveceğiniz bir yerleşim yeridir. Mısır’ın genelinde olduğu gibi, Asvan’da Nil Nehri kıyısına kurulmuş bir kenttir. Anıtları, tapınak kompleksleri ve Nubya kültürü ile kent, görülmeye değer özellikler taşımaktadır.

Eski Mısır’ın Afrika ile arasındaki önemli bir kapı görevi görmüş tarihi şehir, Nil Nehri’nin genişlediği ve bir parçası olduğu Nasser Gölü’ne yakın bir konumda yer alır. Pitoresk kasaba ve köy manzaralarının yer aldığı Nubya, aynı zamanda Batı Şeria bölgesinin çöl manzaraları ile daha çekici hale gelmektedir. Günbatımını izlemek için en iyi noktalar, Asvan sınırları içerisinde ve Nubya civarlarında bulunur.

Eskiden beridir önemli bir ticaret ve geçiş noktası olan kent, günümüzde Mısır’ın en bilindik turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir. Kerpiç köy evleri, Nil’in güzellikleri ve adacıkları, yelkenliler ve daha pek çok özelliği ile Asvan, kesinlikle görülmeye değer bir Mısır şehridir.

Gezilecek Yerler

Filai Tapınağı

Wikimedia

Yukarı Mısır bölgesinde yer alan tarihi eserler arasında göze çarpan özellikleri ve mimarisi ile Mısırlı ressamların gözde sanatı ve simetrik oluşumlarını görmenizi tavsiye ettiğimiz tapınak, bir diğer adıyla Kutsal İsis Tapınağı’dır. Asvan Barajı’na yakın bir bölgede, Nil’in üzerindeki bir adada yer alan tapınak, bir zamanlar Nasser Gölü’nde oluşan su baskınları yüzünden harap olmuş ancak daha sonrasında UNESCO’nun geri kazanma projeleri ile günümüzde ziyarete açık bir yer haline gelmiştir. Orjinal olarak kendisiyle aynı adı taşıyan adada inşa edilen yapının bazı bölümleri günümüzdeki Agilika Adası’na taşınmıştır.

İçerisinde yer alan ve İsis antik kültürünün en güzel örneği olan tapınak, Filai’inin en popüler bölümüdür. Aynı zamanda Trajan Kiosk ve Hathor Tapınağı gibi ek yapılar da görülmeye değerdir. Roma ve daha sonrasında Bizans döneminde inşa edilen bir kaç bina da burada görülebilecek tarihi eserler arasındadır. Asvan’dan taksi veya kiralık araç ile kolay bir şekilde ulaşabileceğiniz bölgeye, aynı zamanda günübirlik geziler düzenleyen acenteler yardımıyla da gelebilirsiniz.

Elephantine Adası

Jesse

Asvan’daki gezilecek yerler arasında belki de en popüler olanı, eğimli köylerindeki renkli kerpiç evleri ve sayısız palmiye ağacı ile Elephantine Adası’dır. Burada yer alan en büyük cazibe merkezi, günümüzde açık olmayan Asvan Müzesi, Satet Tapınağı ve Asvan’ın eski dönemlerdeki kralı Khnum’un Tapınağı gibi yerlerdir. Bu üç önemli ziyaret merkezi, adadaki Ebu Harabeleri bölgesinde yer alır. Nil’in debisini ve su baskınlarını tahmin edebilmek adına oluşturulan Nilometrelerden bahsetmiştik. Harabe alanının hemen yanındaki doğu setine doğru ilerlediğinizde ise Asvan Nilometresini görebilirsiniz.

Eski Mısır’da Asvan’da yaşayan yerliler, bu Nilometreyi kullanarak nehrin yükseleceği zaman, sel yüksekliği ve yıllık potansiyel gibi konularda bilgi sahibi olarak hasat zamanlarını düzenlemişlerdir. Biraz daha renkli bir bölge görmek isterseniz Siou ve Koti köylerinden arka taraflara doğru ilerleyebilirsiniz. Yüzyıllardır olduğu gibi halen burada çiftçiler koyun otlatıp tavuklarını beslemektedirler.

Elephantine’deki Siou köyünden batı tarafa doğru ilerlediğinizde göreceğiniz tekneler ile hemen karşıdaki Kitchener Adası’na gidebilirsiniz. Bir zamanlar, Asya ve Afrika’dan getirdiği yemyeşil bitkiler ile mükemmel bir peyzaj oluşturan Lord Kitchener’in mülkü iken, günümüzde ada Asvan Botanik Bahçesi’ne dönüştürülmüştür. Filai ve Asvan şehir merkezinden sürekli olarak git-gel yapan feribotlara ve teknelere atlayıp buraya ulaşmanız da mümkün. Ada etrafında yelken açmak isterseniz, yerel ofislerden bir ‘felucca’ kiralayabilirsiniz. Felucca, Antik Mısır’dan beridir Nil Nehri üzerinde ulaşım sağlamak için kullanılan bir tür yelkenlidir.

Yeni Kalabsha

Grangeburn

Tıpkı Filai Tapınağı’nda olduğu gibi, Kalabsha da Nil Nehri’nin azgın suları altında kalmaya yüz tutmuş iken UNESCO tarafından başlatılan kurtarma projesi ile ayakta kalabilmiş bir tapınak kompleksidir. Nasser Gölü’nün kıyıya yakın bir bölümde yer alan Kalabsha, sular altında kalmaktan kurtarılan bir çok yapının bu adaya taşınması ile oluşturulmuştur. Asvan Barajı’ndan güneye doğru ilerlediğinizde, sağınızda görünen adada bulunan tapınaklar arasında Kentasi ve Garf Husien gibi yapılar yer almaktadır. Roma İmparatoru Augustus’un zamanından kalma ve bölgedeki en küçük tapınaklardan bazıları en iyi şekilde korunmaya devam etmektedir.

Ebu Simbel Tapınağı’ndan sonra Nubia’daki en heybetli anıt bölge olarak, 2. Amenhotep tarafından kurulan ve Ptolemaik Hanedanlığı döneminde restore edilen bir tapınak yerine kurulmuştur. Her ne kadar dekorasyonları tamamlanamamış ve kabartmaları kabaca oluşturulmuşsa da, görülmeye değer bir konumda yer alır. 2. Ramses tarafından inşa edilen ve enine kamarası, ana giriş yapısı ve sığınağı görülebilen Beit el-Wali Tapınağı da ziyaret edilebilir. Girişindeki 2 devasa Hathor sütunu ve çiçek motifleri de gözünüze takılacak detaylar arasındadır.

Nubian Müzesi

Wikimedia

Mısır’daki en iyi müzelerden biri olarak kabul edilen Nubian Müzesi, hem modern hem de antik Nubian bölgesinin kültürü ve tarihi yansıtan bir çok detaya ve esere sahiptir. Nasser Gölü’nün ve Aswan Barajı’nın oluşturulduğu dönemlere ait belgeler barındıran kompleks, UNESCO korumasındaki Filai Tapınağı ve Abu Simbel gibi yerlerin kurturma çalışmalarına dair çok özel siyah-beyaz fotoğraflara da ev sahipliği yapmaktadır. Antik Nubian’ın ya da diğer adıyla Kush Krallığı’nın bıraktığı etkilerinde detayları görülebilmektedir.

Müze, sanatseverler ve antik dönem meraklılarını cezbeden tarihi eserlerin yanı sıra, bölge hakkında geniş bilgiler edinebileceğiniz sergiler ve galerilerden oluşmaktadır. Bir zamanlar Nasser Gölü’nün kenarında yer alan ve artık günümüzde sular altında kalmış pek çok kalıntı da burada sergilenen eserler arasındadır. Üstelik rehber anlatımları ve sesli rehberler ile en ince detayları da öğrenilebilmektedir. II. Ramses heykeli, Shpatka başkanı, Tahraka siyah granit taşı ve Amenras heykeli gibi eserler, en dikkat çekici olanlardır. Müzeye gelmişken, hemen arkasında yer alan ve içerisinde kerpiç türbelerin bulunduğu Fatimid mezarlığına da uğramayı ihmal etmemelisniz. Mezarlıkta çalışan görevliler, oldukça güleryüzlü bir şekilde çevreyi gezmenize yardımcı olacaklardır.

Eski Katarakt Otel

hamilton_lee

Buraya kadar hep antik ve eski dönemlerdeki tarihi eserlerden bahsederek geldik. Daha yakın bir tarihe dönecek olursak, yemyeşil bahçeleri ve süslü cephe kaplamaları ile Eski Katarakt Oteli listenizdeki ilk sırayı almaya aday bir yapıdır. Asvan’ın kıyı şeridindeki en büyük yapılardan biridir ve eğer ‘felucca’lar ile Nil üzerinde gezi yapmış veya yapıyor iseniz, mutlaka farkedeceğiniz bir binadır.

Hercule Poriot’un yaratıcısı, polisiye romanlarıyla bilindiği kadar aşk romanlarıyla da tanınan İngiliz edebi yazarı Agatha Christie, otelde konakladığı süre içerisinde günümüz edebiyatını dahi etkileyen kitaplarından Nil’de Ölüm’ün bir kısmını yazmıştır. Üstelik, bu romana uyarlanan filmlerin bir çok sahnesinde de otel görülebilmektedir. Hal böyle olunca fiyatları yüksek bir otel olduğunu söylememize gerek yok ancak, terasında bulunan ve muazzam bir manzaraya sahip olan kafeye çıkabilir ve Asvan ve Nil’in panoramasını gözlemleyebilirsiniz. Kafenin menüsündeki İngiliz etkilerini farkedeceğinize eminiz.

Bitmemiş Dikilitaş

René

Asvan merkezindeki görülmesi gereken en turistik yerlerden biri olan dikilitaş, dört metrelik yekpare kaya parçalarından yapılmıştır. Sultanahmet Camii’sinin arkasında yer alan dikilitaşa benzer özellikler taşıyan yapıya bitmemiş denmesinin sebebi ise, üzerinde bulunan ve 32 metrelik yapıda tamamlanamayan bir kaya bulunmasıdır. Tamamlanabilmiş halinin yaklaşık 1170 ton ağırlığında olacağı tahmin edilmektedir.

Bu haliyle ise, dünyadaki en büyük dikilitaş olma ünvanını elde edebilecektir. Yapıyı oluşturulan bloklar, önceden belirlenen bir hat üzerine kamalar yerleştirerek sürüme işlemi ile inşa edilmiştir. Asvan merkezindeki Kuzey Ocağı bölgesinde bulunan dikilitaş, Nubia Müzesi ve Fatimid mezarlığının doğu tarafında yer alır. Dünyadaki örnekleri arasında en yüksek olanı ile bir fotoğaf çektirmeden şehir merkezini terketmemelisiniz.

Aziz Simeon Manastırı

Wikimedia

Nil Nehri’nin Batı Şeria bölgesindeki çöle yakın bir konumda yer alan ve 7. yüzyılda inşa edildiği düşünülen manastır, görkemli oluşunun yanı sıra tarihte oynadığı roller ve başından geçen olaylar ile de oldukça ünlüdür.

Yapı, Mısır sınırları içerisinde günümüze kadar en iyi şekilde korunabilmiş nadir Kıpti manastırlarından biridir. Çevrede yayılan su kıtlığı sebebi ile 13. yüzyılda terkedilmiştir. Avlusunun güney tarafında bir fiske bazilikası bulunmaktadır. Geniş bir nefe sahiptir ve doğu tarafı iki kubbe ile örtülmüştür. Yarım kubbesi ise üç adet dikdörtgen niş tarafından desteklenmiştir. Manastırın bu yönleri, mimari açıdan oldukça kayda değerdir. Aynı zamanda, manastırın iç cephelerinde yer alan freskolar da oldukça detaylıdır.

Günümüze kadar gelebilmiş en iyi fresko, Hz. İsa tasviridir. Üst katında bulunan keşiş hücreleri, tuğla yataklar ve buraların duvarlarında Arap ve Kıpti yazıtları göze çarpar. Manastır, tüm yönleri ile başlı başına örnek bir yapıttır. Buraya kadar gelmiş iken çöl safarisi veya Nil’e uzanıp bir felucca gezisi yapmadan dönmemenizi öneririz.

Aswan Barajı

Stephan Alberola

Yapımı 1960 yılında başlayan ve yaklaşık 11 yıl süren Asvan Barajı, ülke tarihindeki en övülesi ve bir o kadar da tartışmalı yapıların başında gelir.Nil, Mısır hakkındaki bir çok yazımızda da bahsettiğimiz gibi ülkeye hayat veren bir nehirdir.

Asvan Barajı ise, kentin enerji ihtiyacını karşılamakla kalmamakta, aynı zamanda Nasser Gölü’ne adını veren başkanın en büyük başarısı olarak gösterilmektedir. Yapımında Keops Piramidi’nde kullanılan taşın yaklaşık 17 katı, tam 42,7 milyar metreküp taş kullanılmıştır. SSCB tarafından finans sağlanarak ortaya çıkarılan başyapıtın yerden yüksekliği 40 ve uzunluğu 980 metredir. Nasser Gölü’nü oluşturan barajın su kapasitesi ise 157 milyar metreküptür.

Beraberinde getirdiği bir çok çevresel zararın etkileri kurak arazilerde ve aşırı buharlaşma oluşa deltalarda görülebilmektedir. Abu Simbel taraflarına yapacağınız ziyaretler esnasında kesinlikle görmenizi tavsiye edeceğimiz baraj ve dünyanın en büyük yapay gölü olan Nasser’i gezilecek yerler listenize eklemeyi unutmayın.

Soylu Mezarları

Elias Rovielo

Kahire’deki örneklerinden farklı olarak, devlet ve yönetim organları adına görev yapmış vali, rahip ve komutan kişilerin mezarlarının yer aldığı bölge, Batı Şeria’daki kayalık bir araziden çıkarılmıştır. Eski Mısır ve Ortaçağ krallıkları dönemine ait mezarlara Gharb Asvan civarına vardıktan sonra bir dizi merdiven kullarak ulaşabiliyorsunuz. İlk girdiğinizde göreceğiniz mezarlar, Mekhu ve Sabni gibi 6. hanedanlık döneminde görev yapmış kişilere aittir. Sağ tarafa doğru yöneldiğinizde ise 31 no’lu mezarın sahibi 12. hanedanlık dönemi kralı 2. Amenemhet’in oğlu Prens 2. Sarenput’tur.

Bu mezar, nekropol içerisindeki en iyi korunmuş mezardır. Yaklaşık 50 mezarın bulunduğu tarihi bölgede pek çok farklı isime ve geçmiş dönemde önemli görevler üstlenmiş kişiler hakkında yazılara, mezar odalarına ve simgesel parçalara rastlamak mümkündür. Duvar resimleri ve şaşırtıcı renklere sahip motifler de gözünüze çarpacak ayrıntılar arasındadır.

Aga Han Mozolesi

Richard Boyd

1877 yılında doğan ve 1957 yılında hayatını kaybeden Sultan Muhammed Şah’ın mezarının bulunduğu yere ve onun adına inşa edilen mozole, Batı Şeria’nın en güzel manzaralarını barındıran uçurum kenarı bir konumda yer alır.

Sultan, Şii İslam Nizari İsmail mezhebinin lideri vasfını taşımış bir kişiliktir. Aynı zamanda, bölünmesiyle ilgili tartışmalarda sıkça adından söz edilen Hindistan’da, sağlık ve eğitim kurumları oluşturma çalışmalarında bulunduğu Afrika ve Asya’da da bilinen bir isimdir. Döneminde Karaçi olarak bilinen ve daha sonrasında İngiliz sömürgesi altına giren Hindistan bölgesinde doğmuş olan Sultan, ailesi ile birlikte Asvan’a gelmiş ve çalışmalarını burada sürdürmüştür.

Nil Nehri ve Batı Şeria’nın mükemmel manzaralarının görülebildiği mozolenin konumu için dahi ziyaret etmenizi önerdiğimiz Aga Han’ı görülecekler listenize eklemelisiniz.

Batı Ocağı – Gebal Simaan

Jeff Burzacott

Asvan, kent merkezinin ocaklar olarak sınıflandırıldığı bir yerleşim yeridir. Batı Ocağı, en çok arkeolojik çalışmalara ve taş ocaklarının bulunduğu bölgedir. Eski Mısır dönemine ait en değerli ve özel heykellerde kullanılan yapı taşları bu bölgeden çıkarılmıştır. Asvan graniti denilen mükemmel bir tür bulunur ki, bu tür günümüzde en sağlam ve pahalı taşlardan biridir. Lukor, Memnon ve Rodos heykellerinin yapımı için kullanılan taşlarında bulunduğu yer olarak belirtilmektedir.

Firavun tapınakları, sütunlar ve daha pek çok önemli tarihi eserin başlangıç yeri olarak Batı Ocağı, antik dönemlerden beri aktif olarak kullanılan bir bölge olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu bölgede düzenli bir yol bulunmadığından dolayı, gezinizi bir trekking yapıyormuşçasına planlamanızda fayda var. Develer ve ATV’ler ile de seyahat edebileceğiniz bölgeyi keşfetmenin en iyi yolu, rehberli turlara katılmaktan geçer.

Souq Bölgesi

Wikimedia

Gezilecek tarihi ve turistik yerleri gördükten sonra, biraz da şehrin ruhunu hissetmek için bir şeyler yapmayı düşünüyorsanız, baharatlar ve parfümlerle dolu, geleneksel el işlerinin hemen hemen her dükkanda bulunabildiği souq ya da bizim dilimizdeki karşılığı ile Asvan’ın pazar bölgesine gitmenizi tavsiye ederiz.

Oldukça modern insanlarla beraber, halen gelenekselliğini muhafaza eden tipik Mısırlılar’ın da sıkça ziyaret ettiği ve adeta kentin şehiriçi ticaretinin döndüğü Souq Bölgesi, yöresel ürünlerden kilimlere, iğne işi dantellerden mücevherlere kadar pek çok hediyelik eşyanın satıldığı popüler bir noktadır. Asvan veya Mısır tatiliniz dönüşünde sevdiklerinizi mutlu etmek istiyor ve onlara anımsatıcı hediyeler almak istiyorsanız, Souq Bölgesi’ne uğramayı unutmayın.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here