Luksor’da Gezilecek Noktalar Nelerdir?

İçerisinde yer alan sayısız tapınak ve önemli kişilere ait mezarların zengin oluşu nedeniyle Luksor, Mısır’ın Kahire’den sonra en tanındık tarihi ve antik kentlerinden biridir. Her diğer Mısır şehri gibi Nil Nehri kenarına kurulan ve dolayısı ile ticaretin oldukça gelişmiş olduğu Luksor, gizemli mezarları ve tapınakları ile dikkat çekmektedir.

Antik Mısır’dan beri önemli bir rol oynamış olan kent, Bati Şeria bölgesindeki kayalık vadisinin tam ortasında yer alan geniş mezar yapılarının yer aldığı ve Antik Thebes olarak bilinen yerde kurulmuştur. Orta ve Yeni Kırallık dönemlierindeki fıravunlar için oldukça büyük önem taşıyan Luksor, günümüze kalan antik yapıları, kasvetli binaları ve açık kahverengi görünümü ile insanlığın ilk dönemlerindeki şehir hissiyatını taşımaya devam etmektedir.

Luxor Hotel & Casino, kentin ortasında yer alan ve adeta siyah bir Giza piramidi gibi görünen en ilginç yapılardan biridir. Luksor, bir bakımdan açık hava müzesi mahiyetindedir. Adım atılan her yer, sizleri en az bir kaç asır geçmişe götürecektir. 21. yüzyıldan antik bir dünyaya adım atmak adına, kesinlikle günlerinizi ayırmanız gereken ve doyasıya gezmeniz gereken bir şehir olduğunu söyleyebiliriz.

Gezilecek Yerler

Karnak Tapınak Bölgesi

René

Luksor’daki en şaşırtıcı yapıların başında gelen Karnak, tüm diğer anıtlardan ayrılan bir çok özelliği ile günümüzde bir kompleks haline gelmeyi başarmıştır. İçerisinde barındığı tarihi ve antik dönemlere ait unsurlar bakımından, UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir.

Khons, Büyük Amun ve 3. Tuthmosis, bölge içerisindeki en dikkat çekici 3 antik tapınaktır. Tek bir plan üzerine veya tek düze bir sisteme göre inşa edilmemiş olsalar da, Mısır krallıklarının adeta bir biyografisini oluşturan yapılarıyla Karnak bölgesi, Antik Mısır’a dair paha biçilmez bilgilerin ana kaynağı olmuştur. Bu alanın korunmasında ve günümüzdeki hallerine geri kazandırılmasında bir çok farklı hükümetin ve geçmiş dönemlerdeki kralların payı bulunmaktadır. Devasa sütunlar, heykeller, baktıkça kendinizi ne kadar küçük olduğunuza ikna etme çabalarına sürükleyen yüksek anıtları ile Karnak, geniş ölçekli bir alan üzerine kurulmuştur.

Kompleksin tamamını gezebilmeniz için en az 3-4 saatlik bir zaman ayırmanız gerektiğini unutmayın. Yaz ayları dışında bir zamanda gelmiş iseniz, hava şartlarına bağlı olarak kentin en işlek yerlerinden biri olan Korniş bölgesinden Karnak Tapınakları Bölgesi’ne kadar kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz.

Kralların Vadisi

Wikimedia

Antik Mısır’a hükmetmiş ve 18., 19. ve 20. yüzyıllardaki hanedanlıklar da görev yapmış kralların mezarlarının yer aldığı dik vadi, adeta kayalık uçurumlar arasında gizlenmiş bir bölgedir. Mezarların en dikkat çekici bölümleri, üzerlerinde yer alan canlı duvar resimleridir. Burada yatan ölü kralların güneş tanrısı Ra ile birlikte, gece vakti bir tekne kullanarak diğer dünyaya geçtiğine inanılmaktadır. Bu meşekkatli yolculuğu betimleyen resimler ile donatılmış olan duvarlar ve bir metin, sahneler ile bezenmiştir.

Mısır’ın en bilinen krallarından Tutankhamun’un da içinde bulunduğu tam 63 mezar, bu bölgede yer almaktadır. Rotasyon sistemi kurulan vadi, bu sayede mezarların rutubet dolayısı ile hasar görmemektedir. Luksor merkezine sadece 25 dk’lık bir sürüş mesafesinde bulunan bölge, kentin görülmeye değer en turistik ziyaret destinasyonlarından biridir. Arkeolojik çalışmalar halen devam etse de, ziyaret etmek için yasal bir engel oluşturmamaktadırlar.

Luksor Tapınağı

Dominick LoBraico

Yüzyıllar geçtikçe farklı değişimler içerisine giren Mısır’ın tam tersine bir örnek olarak Luksor Tapınağı, kentin göbeğinde yer alan ve çevresindeki modern binalara tezat oluşturacak düzeyde tarihi bir yapıdır. Mumyalama Müzesi’ne sadece 5 dk’lık bir yürüyüş mesafesinde bulunan tapınak, ilk olarak 3. Amenophis tarafından inşa edilen ve Amun’un güneydeki haremi olarak kullanılmıştır. Daha sonrasında ise Mut ve oğullarından Khons’a devretmiştir.

Büyük bir Hipostik Salonu’na sahip olan ve kuzeyden büyük giriş ile girilen tapına, tüm diğer Mısır tapınaklarında olduğu gibi yan odalara ve tanrı şapellerine sahiptir. 2. Ramses, 1. Set ve 4. Amenophis gibi isimler döneminde genişletilen ve yeni bir sütunlu bölüme kavuşan devasa tapınak, Tanrı Aten Tapınağı’nı da içine alacak kadar büyütülmüştür. Hıristiyanlık döneminde bir kilise olarak kullanılan tapınak, daha sonrasında ise Mısır için oldukça saygıdeğer bir kişi olarak Ebu el-Haggag’ın adını alan bir caminin karmaşık bölgelerinin içine inşa edilmiştir. Günümüzde korunaklı olarak büyük bir turistik cazibe merkezidir.

Kraliçe Hatshepsut Tapınağı

Elias Rovielo

Deir el-Bahri Tapınağı olarak da bilinen tapınak, kumtaşı ile yapılmış ve altın sarısı ve açık kahverengi kayalardan oluşan devasa bir ibadet alanıdır. Tapınağın bulunduğu kompleks, tıpı Krallar Vadisi’nde olduğu gibi ova içerisinde yükselen ve kuzey ve güney ucunu ikiye bölen rampa yollar ile ulaşılabilen bir konumda yer almaktadır.

Tapınağı her terasının batı yönü bir sütün yükseltilere orta bir düzeye sabitlenmiştir. İçerisinde yer alan devasa heykeller, kabartmalar ve yazıtlar ile oldukça zengin bir mimari yapı olan tapınak, süslemeleri ile Antik Mısır’ın tapınak anlayışının ne olduğunu ortaya koymaktadır. Adını alan Kraliçe Hatshepsut ise, erkek bir firavunun ülkeyi yönettiği otoritesine sahip olan dişi bir yönetici olarak Mısır tarihinde yerini almış bir isimdir.

Luksor Müzesi

Wikimedia

Eski Krallık döneminden İslam Dönemi’ne kadar geçen sürede yaşanan tarihsel olayları ve eski Thebes’in hikayelerini konu alan müze, içerisinde yer alan güzel koleksiyonlar ile kesinlikle ziyarete değer özellikler taşımaktadır. Barındırdığı zengin galeriler içerisinde 1. Ahmose’nin Kraliyet Mumyası bölümü gibi ilginç yerler de bulunmaktadır.

Zemin katındaki iki odanın ise 1. Ramses’e ait unsurlara ev sahipliği yaptığını söylemek gerekir. Üst katında yer alan gümüş kaseler, mezar ve mobilyaları, taban bölümünde yer alan adak tabletleri gibi bir çok önemli tarihi eser de görülmeye değerdir. Yeniden oluşturulmasına rağmen eski ihtişamından hiç bir şey kaybetmemiş olan Akhenaten Duvarı’ndaki kabartmalar da dikkatinizi çekecektir. Boyalı kabartmaları sayısı yaklaşık 300’tür. Orjinal olarak ise Karnak Tapınaklar Bölgesi’nde yer alan Güneş Tapınağı’na aittir.

Medinet Habu

Airton Morassi

Kentin diğer önemli cazibe merkezlerinden Deir al-Bahri Tapınağı ve Krallar Vadisi arasındaki bir noktada yer alan aralarında 3. Ramses’inde yer aldığı bir mezar tapınağıdır. Sık sık Batı Şeria bölgesinde yer almasından dolayı göz ardı edilen bir yer olmasına rağmen, Mısır içerisindeki en iyi dekorelere sahip tapınaklar burada yer almaktadır.

18. hanedanlık döneminde inşa edilmeye başlanan tapınak, daha sonrasındaki Geç Dönem’de ise genişletilerek günümüzdeki halini almıştır. Dört metre yüksekliğe sahip olan mazgallı koruma duvarının içerisinde yer alan ve Mısır’ın en ünlü yöneticilerinden 3. Ramses’e ait mezar, tapınak kompleksinin en bilinen bölümüdür.

Batı Şeria bölgesinde yer alan tapınaklar arasında en iyi kabartmalara sahip olduğunu söyleyebileceğimiz kompleksin ana tapınağı Ramessum’un modeline uygun olarak inşa edilmiştir ve daha sonrasında bir diğer önemli kral olan Amun’a adanmıştır. Amun, Mısır mitolojisinden bir çoğumuzun bildiği bütün tanrıların tanrısıdır.

Soylu Mezarları

Jesse

Adeta mezarların bir buluşma noktası olan Luksor, krallarınkinden farklı bir yapıya sahip olan ve içerisinde kraliyet dönemindeki soyluların yer aldığı mezarlar bulunan bir bölgeye ev sahipliği yapmaktadır. Mezarlardaki resimlerin daha iyi korunmuş olduğunu açık bir şekilde söyleyebiliriz. Yaklaşık olarak 6. hanedanlıktan Ptolema dönemine kadar uzanan tarihte yaşamış soyluların mezarlarının yer aldığı bölgede yaklaşık olarak 400 mezar bulunur.

Mezarlardaki duvar resimlerinde ise, diğer mezarlarda olduğu gibi ölen kişilerin öbür dünyaya gönderilme törenlerine ve ritüellerine değinen resimler yer almamış, daha çok Mısır’ın günlük yaşamına dair sahneler betimlenmiştir. Menna Türbesi, Benia Türbesi, Nakht Türbesi ve Khonsu’nun Mezarı, Mısır’daki tüm lahit toplulukları arasında en canlı resimlere sahiptir. Özellikle Nakht’in Türbesi, sadece iki odadan oluşmasına rağmen, barındırdığı resimler ile oldukça popülerdir.

Memnon Heykelleri

Rckr88

Al Bairat bölgesinde yer alan, Medinet Habu ve Kraliçeler Vadisi’nden Nil Nehri’ne doğru giden yol üzerinde bulunan devasa heykeller, Edfu’nun hemen yukarısında yer alan tepelerden getirilen sert kumtaşı ile yapılmış tarihi eserlerdir. Sarı renkteki devasa heykeller, 3. Amenophis’i temsil etmektedirler. Geçmiş dönemlerde ise, krallık tapınağına giden yolda adeta bir giriş kapısı gibi ayakta durmuşlardır. Küp şeklinde yapılmış bir taht üzerinde duran 3. Amenophis heykeli oldukça dikkat çekicidir.

Orjinal olarak ise, Aşil tarafından Truva Savaşı’nda öldürülen Roma dönemi kralı Memnon’un iki oğlu, Eos ve Tithonus için dikilmişlerdir. Kuzey bölümleri daha iyi korunmuş olan heykeller, yaklaşık olarak 20 metre yüksekliğe sahiptir ve bazı kısımları kumun altında kalmıştır. Kaybolmuş olduğu düşünülen taçları ile birlikte toplam 21 metre oldukları düşünülmektedir.

Ramesseum

therese beck

Tanrıların tanrısı Amun’a adanmış olan ve 2. Ramses tarafından inşa edilen tapınak, bir diğer önemli tapınak kompleksi olan Deir el-Bahri’nin sadece 1,5 km güneyindeki bir arazide bulunmaktadır. Günümüzde sadece yarısı orjinal olarak korunabilmiştir ancak bununla bile oldukça dikkat çekici bir yapıdır.

MÖ 1. yüzyılda, ünlü tarihçi Diodorus’un bahsettiği Roma İmparatorluk döneminde Ozymandias’ın Mezarı olarak bilinmektedir ve daha sonralarında ise İngiliz şair Shelley tarafından aynı adı taşıyan şiir ile ölümsüzleştirilmiş bir anıttır. 2. Ramses’in Hititler ile yaptığı savaşı betimleyen kabartmalar, kuzey ve güney kulesinde yer almaktadır. Güney 1.000 ton ağırlığa sahip olan devasa kral figürleri, anıtın girişinde yanyana yer almaktadır.

Kraliçeler Vadisi

Ruth Hallam

Diğer önemli yerlerde olduğu gibi burada da mezarlar, lahitler ve detaylı duvar resimleri yer almaktadır. Krallar Vadisi’ne tezatlık oluşturması ile bilindik bir yer haline gelen Kraliçeler Vadisi, 1903-1905 yılları arasında bölgede keşfe çıkan bir grup İtalyan arkeolog tarafından bulunan ve E. Schiaparelli yönetiminde gerçekleşen kazılar sırasında ortaya çıkarılan mezarların çoğunun süslemesi bitmemiş ve dolayısı ile kısmen ziyaret edilebilecek bir noktadır.

Kraliçe Nefertari’ye ait olan mezar, bir kaç yıl art arda restore edilmiş ve günümüzde ziyarete açılmıştır. Ayı zamanda Prens Amen-her Khopshef’in ve Titi’nin mezarları da oldukça detaylı ve ilgi çekicidir. Duvar resimleri ve esk Mısır yazıtları ile bu mezarlık alan, Luksor’da ziyaret edilecek en iyi yerlerden biridir.

Birinci Seti Morg Tapınağı

Aidan McRae Thomson

Tam 158 metre uzunluğa sahip olan ve günümüzde odaları ve çeşitli salonları ortadan kaybolmuş bir tapınaktır. 2. Ramses tarafından oluşturulan Hipostil Salonu ve merkez koridoru, yapının en ilgi çekici bölümleridir.

Çağdaş kabartmalara ve dekorasyonlara ev sahipliği yapan tapınak, kanatlanmış akbabalar ve yılan heykelleri ile donatılmıştır. Antik Mısır dekorasyonuna ilgi duyuyorsanız, duvarlardaki kabartmaların yanı sıra, aralarında 1. Set, 2. Ramsey ve Dendera, Hantor gibi tanrıların da figürleri yer almaktadır. Set ve Ramses hakkında daha fazla bilgi almak isteyenlerin kesinlikle uğraması gereken bir cazibe noktasıdır.

Deir el-Medine

Bruno BOTTIER

Geçmiş dönemlerde bir işçi köyü olarak kullanılan ve genelde Mısırlı zanaatkarlarının ve tüccarların mezarlarını barındıran tapınak kompleksi, canlı duvar resimleri ve süslemeleri ile oldukça dikkat çekicidir. Antik Mısır’daki günlük yaşamın bir çok tasvirini görebileceğiniz duvarlar dışında, 19. hanedanlık döneminde önemli bir sanatçı olan Sennejdem’in mezarı da görülebilmektedir.

Kubbeli bir mezar odası bulunur ve cenaze kıyafetinin temsili resmi yer almaktadır. Aynı zamanda, dini temalar kullanılarak oluşturulmuş tablı ve kabartmalar da ilgi çekici detaylar arasındadır. Sanatçıya ait mezarın içinden çıkanlar ise, 1886 yılında keşfedildikten sonra Kahire’deki Mısır Müzesi’ne taşınarak sergilenmeye başlanmıştır.

Muz Adası

Mad Egypt

Tapınak, mezar, anıt ve bunlara benzer şeylerden sıkılmamak adına ve farklı bir cazibe merkezi görmek adına ziyaret edebileceğiniz Muz Adası, Luksor’un en güzide mekanlarının yer aldığı bölgedir. Toplam 5 km uzunluğundaki ada, Doğu ve Batı Şeria bölgelerinin ortasında, adeta farklı bir dünya gibi ayakta durmaktadır.

Modern binaların hemen karşısında yer alan park alanı, şehrin ve tarihi yerlerin buğusundan kaçıp sessiz ve yeşil bir alana kaçmak için en iyi yerlerden biridir. Nil Nehri’nin müthiş manzaralarını görebileceğiniz ve Luksor gece manzaralarını da seyir edebileceğiniz konumu ile Muz Adası, siz ziyaretçilerin mutlaka uğraması gereken bir cazibe noktasıdır.

Mumyalama Müzesi

Elias Rovielo

Küçük oluşuna aldırış etmeden ziyaret etmeniz gereken ve şehir merkezindeki nehir kıyısı konumu ile harika bir müze olan bina, Antik Mısır’dan günümüze kadar geçen dönemde mumyalama uygulamasının nasıl başladığını, geliştiğini ve bir dizi değişimin nasıl yaşandığını anlayabileceğiniz düzenlemelere sahiptir.

Hem hayvanların, hem de insanların gerçek mumyalarının yer aldığı bilgilendirici sergilerde, ölülerin beyin ve iç organlarını çıkarmak için kullanılan aletlerden bilgi panolarına kadar pek çok şey barındırmaktadır. Mumyalama hakkında geniş bilgiler edinmek isteyen her gezginin mutlaka uğraması gereken bir ziyaret noktası olan müze, özellikle mükemmel bir şekilde korunarak günümüze kadar gelebilmiş Amun rahibi Maserharti mumyası ile dikkat çekicidir.

İlginizi Çekebilecek Yazılar

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here